Fransa-İtalya ortaklığındaki Concordia araştırma üssü yakınlarında, Antarktika platosunun yüksek kesiminde yer alan ve insan yapımı bir buz mağarasından oluşan bu sığınak, 14 Ocak’ta resmen açıldı. İlk iki buz çekirdeği, Avrupa’dan Antarktika’ya eksi 20°C’lik özel konteynerler içinde taşındı ve şimdi yüzeyin dokuz metre altında yer alan buz mağarasında, gelecekteki araştırmalar için değerli bir kayıt olarak saklanıyor.
Bu iki örneğe, önümüzdeki yıllarda Bolivya’dan Tacikistan’a kadar dünyanın farklı bölgelerindeki buzullardan alınacak yeni numunelerin eklenmesi planlanıyor. Bilim insanları, gezegenin kriosferine dair bu doğal arşivi, tamamen eriyip yok olmadan önce koruma altına almak için zamana karşı yarışıyor.
Ice Memory Foundation Başkan Yardımcısı Profesör Carlo Barbante, buz örneklerinin neden Antarktika’da saklandığını “Buz yalan söylemez.” cümlesiyle özetliyor. Barbante’a göre, kutup dışı bölgelerden alınan buz çekirdekleri, geldikleri bölgelerin iklim geçmişini anlatıyor.
Gelecekte geliştirilecek yeni tekniklerle, buzun içinde hapsolmuş toz parçacıklarından DNA izlerine, volkanik patlamalardan nükleer denemelere kadar pek çok olayın izinin okunabileceği düşünülüyor.
Buzun içindeki küçük hava kabarcıkları ise atmosfer dolaşımı, uzun vadeli hava ve iklim eğilimleri hakkında ipuçları veriyor. Dünya’nın birçok bölgesinin ve insan faaliyetlerinin tarihinin buzullarda saklı olduğu belirtiliyor.
Ancak bu kayıtlar kalıcı değil. Barbante, Alpler için yapılan iklim projeksiyonlarının, 4 bin metrenin altındaki buzulların yüzyıl sonundan önce yok olacağını, kalan buzların ise erime nedeniyle zarar göreceğini ortaya koyduğunu söylüyor.
Açılış töreninde konuşan Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Direktörü Celeste Saulo, buzulların zaten hızla yok olduğuna dikkat çekti. Saulo, “1975’ten bu yana buzullar, Almanya büyüklüğünde ve 25 metre kalınlığında bir buz kütlesine eşdeğer kayıp yaşadı. Kaybolan bilgi bir daha geri getirilemez” ifadelerini kullandı.
Projenin kurucusu, İsviçre’deki EPFL’den Profesör Jérôme Chappellaz, Concordia’daki törenin bilim insanları için bir başarı olduğu kadar buruk bir anlam da taşıdığını belirtti. Chappellaz, bu girişimin, kriosferin tehdit altında olduğunun ve gezegenin hafızasını korumak için zamanın daraldığının bir kabulü olduğunu vurguladı.
Törene, Ice Memory Foundation’ın Onursal Başkanı sıfatıyla Monako Prensi II. Albert de katıldı. Prens Albert, buzulların insanlığın ortak mirası olarak görülmesi gerektiğini belirterek, “Gezegenimizin kırılganlığını ve kalıcılığını hatırlıyoruz. Gezegenimizin hafızası önemlidir ve onu korumak ortak görevimizdir” dedi.
Ice Memory Sanctuary’nin geleceği için bazı riskler de bulunuyor. Concordia ekibi, buz mağaralarının onlarca yıl sağlam kalacağından emin olduklarını, olası bir yapısal kayma durumunda altı hafta içinde yeni bir mağara oluşturabileceklerini belirtiyor.
Sığınak, 1959 Antarktika Antlaşması ve Madrid Protokolü ile korunan bir bölgede yer alsa da, uzun vadede Fransa ve İtalya’nın diplomatik ve siyasi desteğine ihtiyaç duyuyor. Kendini 'insanlık için bir girişim' olarak tanımlayan bu projenin vaadini gerçekleştirmesi, insanlığın sürdürülebilir desteğine bağlı.