Ayşegül ÖZBEK

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla hazırlanan iddianameye karşı teknik bir uzman görüşü hazırlandı. Aynı davadan tutuklu Hüseyin Gün’ün itiraflarıyla hazırlanan iddianameye yönelik, mütalaayı Ergenekon ve Balyoz davalarındaki dijital kumpasları çökerten adli bilişimci Tuncay Beşikçi hazırladı. Mütalaada darkweb’deki sızıntıların İmamoğlu göreve gelmeden yıllar önce gerçekleştiği tespit edildi.

PASİF ADRESLER

Darkweb’de İBB çalışanlarının verilerinin bulunduğu dosyada Türkiye’deki 57 farklı devlet kurumundan 171 çalışanın bilgilerinin bulunduğu belirlendi ve sızıntının İBB yönetiminden kaynaklı olamayacağına dikkat çekildi. Ayrıca dosyada yer alan İBB çalışanlarının bir kısmının 2019’dan önce işten çıktığı ve 2019 yılı itibariyle İBB uzantılı aktif mail adresleri olmadığı, sızıntıda yer alan mail adreslerinin eski ve pasif olduğu, bu suretle sızıntının 2019’dan önce gerçekleştiği anlatıldı.

Uzman mütalaasına göre, @ibb.gov.tr uzantılı e-posta adreslerinin yer aldığı veriler, 2016 ve 2019 yıllarında MySpace ve benzeri platformlarda yaşanan büyük çaplı siber saldırılar sırasında ele geçirildi. Bu sızıntılarda TBMM, Adalet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK gibi çok sayıda kamu kurumuna ait e-posta adreslerinin ve şifrelerin yer aldığı ifade edildi. Öte yandan, darkweb’deki dosyada yer alan şifrelerin, İBB sisteminin şifreleri olmadığı, bu şifrelerle İBB veritabanına erişimin mümkün olmadığı belirtildi.

Tutarsız ve uydurma

İBB ve “siyasal casusluk” suçlamalarıyla tutuklu Necati Özkan, “casusluk” iddianamesinin tutarsız ve uydurma olduğunu söyledi. 

Özkan: Yerin yedi kat altında 24 saat

Casusluk soruşturması sanıklarından itirafçı Hüseyin Gün’ün itiraflarıyla İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Melih Geçek, Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ, casusluk iddiasıyla getirildiği Çağlayan Adliyesi’nde 5 saaten fazla, savcılığa çıkmayı bekledi.

O günü Özkan şu sözlerle anlattı: “O sabah saat 05.00’te kalktım, 07.00 gibi yola çıktık ve yine sabah 09.00 civarı Çağlayan’a ulaştık. Beni ve yanımdaki Melih Geçek’i adliyenin eksi 7’nci katında bulunan hücrelerden birine koydular. Savcılar saat 11.00 gibi alacak diye duyurulmuştu. Akşam 19.00’a kadar bekledik. Yerin yedi kat altındaki soğukta aç susuz beklemek bir kasıttan çok koordinasyonsuzluk gibiydi. Savcı ifadesi ve mahkemedeki duruşma bittiğinde gece saat 02.00’ye gelmişti. Tam 24 saat, bir başka zulüm yaşadık.”