Doğanın en ilginç sırlarından biri incirde gizli. Bizler onu yıllardır tatlı ve leziz bir meyve olarak bilsek de incir, aslında bir çiçekten ibaret. Ancak bu çiçeğin, diğer çiçeklerde gördüğümüz yaprakları yoktur; çünkü incirler tersine büyüyen özel bir yapıya evrimleşmiştir.

Peki, çoğu insanın severek tükettiği incirin oluşumunda küçük bir arının kurban edildiğini biliyor muydunuz? İncirler, incir arıları olmadan gelişemez. Dişi incir arısı, incirin altında yer alan küçücük bir açıklıktan içeri girer. Bu sırada kanatları kopar, artık dışarı çıkamaz. İçeriye bıraktığı yavruların bir kısmı ise büyüdüğünde dışarıya çıkmayı başarır.

Asıl çarpıcı olan ise içeride kalan dişi arının sonu. İncir, onun bedenini sindirmek için özel bir enzim salgılar. Böylece arının kalıntıları meyvenin yapısına karışır ve biz farkında olmadan onu da tüketmiş oluruz.

İncir Arısının Son Yolculuğu

Olgunlaşmaya başlayan incir, yalnızca kendi türüne özgü incir arılarını cezbeden özel bir koku yayar. Kokuyu takip eden dişi arı, incirin dibindeki dar aralıktan güçlükle içeri girer. Bu sırada antenlerini ve kanatlarını kaybetse de bu artık onun için önemli değildir. Görevi, yumurtalarını bırakmak ve çiçekleri tozlaştırmaktır.

Arı, incirin içinde ilerlerken önceki incirden üzerinde taşıdığı polenleri de yeni çiçeklere aktarır. Böylece incir, döllenerek tohum üretmeye başlar. Fakat bu yolculuk dişi arının sonudur. Yumurtalarını bırakan arı, evrimsel görevini tamamlayarak incirin içinde yaşamını yitirir.

Doğa, incir ve incir arısını birbirine bağımlı kılarak şaşırtıcı bir düzen kurmuştur. Bizim tatlı bir meyve olarak gördüğümüz incir, aslında doğanın sıra dışı bir fedakârlık hikâyesidir.