İstanbul'da metro, metrobüs ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarına yüzde 20'lik zam sonrası iktidara yakın çevrelerden İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) "kayyum atansın" talepleri dillendirildi.

Sözcü TV'de "İçimizden Biri" programında Ekrem Açıkel, de Marmaray'a gelen yüzde 25,49'luk zam ile akaryakıta gelen zamların "göz ardı" edildiğini belirtti.

Tüm Türkiye'de yaşanan fiyat artışlarına dikkat çeken Açıkel, "Ey vicdan, neredesin?" diyerek, zamları yalnızca İBB yönetimine fatura etmenin samimiyetsiz olduğunu savundu.

Açıkel şu yorumda bulundu:

"İstanbul’da ulaşıma ciddi bir zam geldi. Düşünebiliyor musunuz? Metrobüs, Marmaray… Zamanlama farkı var ama zam var. İktidar yandaşlarına baktığınızda Saraçhane’yi, Ekrem Bey’den kalan ve şu anda Nuri Bey’in yönettiği belediyeyi suçluyorlar. Kayyum atansın diye ciddi çığlıklar atılıyor. İnternet ortamında bunu göreceksiniz.

Peki Marmaray’a zam gelmedi mi? Ona da geldi. Bunu biliyoruz. O hâlde “ey vicdan, neredesin?” diye sormak isterim.

Yayına başlarken söyledim; mesafe şu kadar oldu, şu kadar durak şu kadar oldu… Bunları biliyoruz. Sizi rakamlara boğmayacağım. Asla bir zammı savunmak istemem. Zamdan yana durmam. Çizgimizi, duruşumuzu biliyorsunuz. Ama bu soruyu sormam gerekiyor.

Ulaşıma yüzde 20 zam geldi. İnsanların çocukları var, okula gidiyorlar. Belediye otobüsleriyle, metrobüslerle taşınıyorlar. İnsanlar asgari ücretle çalışıyor. İşlerine iki vesait, üç araçla; metrobüs, metro, tramvay kullanarak gidiyorlar. Sadece ulaşım giderleri yüzde 20 arttı. Marmaray’da artış yüzde 24’lere dayandı. O da önemli bir hizmet.

Peki zammın neyini savunacağız? Zamları mı yarıştıracağız? Neden bu meseleyi kayyum çığırtkanlığına dönüştürüyorsunuz? Mesele Ekrem İmamoğlu ile uğraşmak mı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi CHP’de kalmasın, bu zamlar bahane edilip kayyum mu atansın?

Ben her zaman matematiksel verilerle konuşurum. Parametreleriyle anlatırım. Bu sefer çok rakama girmeyeceğim, sadece iki örnek vereceğim.

Birincisi: Otobüs lastiği. Metrobüsün tek bir lastiği… Geçen yıl başında yerli üretim lastikler yaklaşık 10 bin liraydı, ithal olanlar 12-13 bin liraydı. Şimdi 20 bin lira sınırına gelmiş durumda. Sadece lastik maliyeti en az yüzde 50 artmış. Motorine girmiyorum. Hiç girmiyorum. Periyodik bakım masraflarından da uzun uzun bahsetmeyeceğim. Şu anda bir otobüsün periyodik bakımı 30 bin lirayı aşmış durumda.

Motorin, lastik, bakım, köprü ve personel giderleri ne kadar arttı? Kayyum isteyenlere soruyorum: Metrobüs ve belediye otobüsleri köprü kullanıyor mu? Kullanıyor. Ücret ödüyor mu? Ödüyor. Köprüye ne kadar zam geldi? Hem de çift yön. Gittin geldin. Ey vicdan, neredesin?

Türkiye’de her şeyin fiyatı artmış. Hadi bir samimiyet testi yapalım. Önümüz Ramazan ve Bayram. İnşallah sağlıkla, huzurla bayrama ulaşırız. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve TEM Otoyolu bayramda ücretsiz olacak mı? Hadi cesaretle soralım: Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Osman Gazi Köprüsü de ücretsiz olacak mı? Samimiyeti görelim. Metrobüsten bile ücret alınıyor, köprü ücretleri zamlı. Bayramda oralardan ücretsiz geçebilecek miyiz? Cevabı siz verin.

Gelelim kent lokantalarına. Seçim öncesi Ekrem Bey’in İstanbul’a kazandırdığı en önemli hizmetlerden biriydi. Türkiye genelinde ciddi yankı buldu, destek gördü. Keşke ihtiyaç duyulmasa. Ama ekonomik kriz dar gelirliyi, emekliyi vurdu. Emekliler kuyruğa girip 40-50 liraya dört kap sıcak yemek yiyebiliyordu.

“Bu mu belediyecilik?” dediler. “Kent lokantasıymış…” diye küçümsediler.

Bugün ne gördük? Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır’ın ilçesinde “kent lokantası” değil, “semt lokantası” açılmış. İnsanlar sıraya girmiş. Gayet güzel bir hizmet. Tebrik ederiz. Ekrem Bey’i tebrik ettiğimiz gibi Hakan Bey’i de tebrik ederiz. Partilerden bağımsız olarak, kim bu ülkeye bir çivi çakıyor, hizmet ediyorsa baş tacıdır."