CD8+ T hücreleri kanserle mücadelenin ön saflarında yer alıyor. Ancak bu hücreler, her savaşın ardından yıpranıyor ve zamanla tümörleri bulma ve yok etme yetenekleri azalıyor. Bu nedenle bu hücrelere yeniden enerji kazandıracak yöntemlere büyük ilgi duyuluyor.
11 Kasım’da Immunity dergisinde yayımlanan çalışmaya göre araştırmacılar, bağırsak mikrobiyomunda lif fermantasyonu sonucu oluşan maddelerin bu hücreleri canlandırabileceğini keşfetti. Lif bağırsaklara ulaştığında, kolondaki bakteriler tarafından fermente ediliyor ve bu süreçte kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) açığa çıkıyor. Ekip özellikle bütirat adlı SCFA’nın T hücrelerini yenilediğini gözlemledi.
Çalışmayı yöneten Melbourne Üniversitesi’nden immünolog Dr. Sammy Bedoui, araştırmanın kanser odağıyla başlamadığını, yaklaşık on yıl önce “sonuç odaksız temel keşif çalışması” şeklinde başladığını belirtti. Ekip, mikrobiyomdan yoksun olacak şekilde genetiği düzenlenmiş farelerde T hücrelerinin hızla yok olduğunu fark edince bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık hücreleri üzerindeki etkisini araştırmaya yöneldi.
Araştırmacılar 2019 yılında bütiratın T hücrelerini yeniden canlandırdığını göstermişti. Yeni çalışmada ise ekip, bu etkinin melanomlu farelerde de gözlenip gözlenmeyeceğini test etti. Yüksek lifli diyete alınan farelerde bağırsak bakterilerinin SCFA üretimi arttı ve bu farelerin tümörleri daha yavaş büyüdü. Ayrıca yüksek lifli diyet alan fareler daha uzun süre tümörsüz kaldı.
Aynı deney, T hücrelerinden yoksun farelerle tekrarlandığında yüksek lifli diyetin hiçbir fayda sağlamadığı görüldü. Bu sonuç, lifin kanser ilerlemesini yavaşlatmasının T hücreleri üzerinde yarattığı etkiye bağlı olduğunu doğruladı.
Ekip ayrıca lifli beslenen farelerde melanomla savaşmaya uzmanlaşmış daha fazla T hücresi bulunduğunu tespit etti. Bu hücreler özellikle tümörün drene olduğu lenf düğümlerinde yoğunlaşıyordu ve uzun süre vücutta kalabilme potansiyeli taşıyan güçlü kanser savaşçıları olarak tanımlandı.
Bu araştırma, daha önce belirli bakteri türlerinin önemine odaklanan çalışmaların aksine, tek bir bakterinin değil, mikrobiyomun genel faaliyetlerinin bağışıklık sistemi üzerindeki faydayı yarattığını ortaya koydu. Dr. Bedoui bunu şu sözlerle özetledi: “Önemli olan hangi bakterinin orada olduğu değil, ne yaptığı.”
Araştırmacılar şimdi, lif takviyesinin insanların melanom tedavisine yardımcı olup olamayacağını ve bütiratın diğer T hücresi türleri için de benzer bir güçlendirici etkisi olup olmadığını klinik çalışmalarda incelemeyi planlıyor.
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bulgular, hayvan deneylerine dayanmaktadır ve insanlar üzerindeki etkileri için daha fazla araştırma gereklidir.