Karışık bitki çayları, kış aylarında üst solunum yolu hastalıklarına karşı sık tüketiliyor. Ancak bu tür çayların içeriğine genellikle dikkat edilmiyor. Çünkü ‘nasıl olsa doğal, bir zararı olmaz’ diye düşünülüyor… Oysa “Bir bitkinin doğallığı, onun güvenli veya sağlıklı olduğu anlamına gelmez’’ hatırlatması yapan BİTKİDEN (Bitki Bazlı Gıdalar Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, açıkta satılan ürünleri tüketmenin ya da kendi kendine karışım hazırlamanın sağlık açısından ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekerek, önemli uyarılarda bulundu…

EVDE HAZIRLANMAMALI

Birden fazla bitkinin rastgele karıştırılması güvenli değildir. “Ne kadar çok bitki o kadar fayda” algısı da yanlıştır. Doğru bitkinin doğru oranda ve doğru amaçla kullanılması gerekir. Bu nedenle ticari olarak sunulan bitki çayı karışımları hazırlanırken, bitkilerin etken maddeleri ve olası etkileşimleri uzmanlar tarafından değerlendirilir. Bu formülasyonlar eczacılar ve alanında uzman akademisyenlerle birlikte geliştirilir. Dolayısıyla evde gelişigüzel yapılan karışımlara kıyasla riskleri önemli ölçüde azaltır.

Birbiriyle ya da ilaçlarla etkileşime girebilirler

Açıkta satılan pek çok ürün gibi bitki çaylarında ne yazık ki tağşiş olduğu görülmektedir. Yani bu çaylara ne olduğu bilinmeyen bitkiler de karıştırılabilir. Bu nedenle sağlığa zarar verebilir. Özellikle kalp, tansiyon, diyabet, tiroit gibi kronik hastalığı olan kişilerde ciddi sonuçlar doğurabilir. Bazı ilaçlarla etkileşime yol açabilir. Alerjisi olan kişiler bu tür ürünlerde alerjen bitkilerle karşılaşabilirler. Örneğin bu karışımlarda buğday üyelerine rastlanabilir. Gluten hassasiyeti olan kişiler, etiketinde belirtilmeyen ve içeriğini bilmeyerek bu tür karışımları tükettiklerinde sıkıntı yaşayabilir. Halk arasında ‘papatya’ olarak bilinen pek çok farklı tür bulunurken, yalnızca ‘Mayıs papatyası’ güvenli ve farmakolojik olarak tanımlanmış bir türdür. Bazı karışımlarda da papatyanın farklı türleri bulunabilir.

İŞTE BAZI FAYDALARI

Bitki çayları tüketim amaçlarına göre genel olarak rahatlatıcı, antioksidan, sindirim ve bağışıklık destekleyici gruplar altında değerlendirilebilir.

 

-PAPATYA VE MELİSA: Rahatlatıp, sakinleştirir.

-NANE VE REZENE: Sindirim sistemini destekler.

-IHLAMUR VE KUŞBURNU: Bağışıklık destekleyicidir. Bu sınıflandırmalar tedavi amacı taşımaz. Bireysel sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.

-YEŞİLÇAY VE ZENCEFİL: Antoksidan etki gösterirler.

 

Ağır metal, küf ve aflatoksin uyarısı

Bitki çayı tüketiminde en önemli konu gıda güvenliğidir. Ürün kontrollü ve standartlara uygun değilse tüketici için risk doğurabilir. Açıkta ya da ambalajsız satılan ürünlerin ne kadar süredir bekletildiği, hangi koşullarda saklandığı, içine farklı türlerin karışıp karışmadığı, pestisit (tarım ilacı), ağır metal, böcek kalıntıları, küf ve aflatoksin içerip içermediği bilinmez. Bu belirsizlik de tüketim sırasında sağlık açısından yine ciddi sorunlara yol açabilir.

DOZU DA ÖNEMLİ

Bitki çaylarının “doğal” olduğu için sınırsız tüketilebileceğine yönelik yaygın kanı da doğru değildir. Bu noktada Paracelsus’un temel ilkesini hatırlatmak isterim: ‘Zehir ile ilacı ayıran yalnızca dozdur.” Su bile aşırı tüketildiğinde zararlı olabilir. Bitki çaylarında bu hassasiyet çok daha kritiktir. Bitkiler, ilaçların etken maddelerinin birçoğunun kaynağıdır; dolayısıyla bitki çayları da farmakolojik etki barındırır. Bu nedenle önerilen tüketim miktarı günde 3–5 kupa ile sınırlıdır