Karakum Çölü’nün kalbinde, gece karanlığını kilometrelerce öteden delen devasa bir parıltı yükseliyor. Yerli halkın ve gezginlerin “Cehennem Kapısı” adını verdiği Darvaza Krateri, yarım asırdır sönmek bilmeyen alevleriyle bilim dünyasını ve turistleri şaşırtmaya devam ediyor. Peki, bu devasa ateş çukuru nasıl oluştu ve neden bir türlü söndürülemiyor?

55 YILDIR CAYIR CAYIR YANIYOR

Takvimler 1971 yılını gösterdiğinde, Sovyet jeologlar doğal gaz araması yapmak için bölgede sondaj çalışmalarına başladı. Ancak hesapta olmayan bir durum gerçekleşti: Sondaj makinesi yer altındaki devasa bir boşluğa denk geldi ve zemin büyük bir gürültüyle çöktü. Ortaya çıkan 70 metre genişliğinde ve 30 metre derinliğindeki çukurdan çevreye hızla metan gazı yayılmaya başladı.

Mühendisler, zehirli gazın çevre köylere zarar vermesini önlemek için basit bir çözüm düşündüler: Çukuru ateşe vermek. Tahminlere göre gaz birkaç hafta içinde tükenecek ve yangın kendiliğinden sönecekti. Ancak yer altındaki rezerv o kadar büyüktü ki, o "birkaç hafta" tam 55 yıldır bitmedi.

SÖNDÜRMEK İMKANSIZ HALE GELDİ

Türkmenistan hükümeti, hem çevre kirliliğini önlemek hem de ekonomik değeri yüksek olan doğal gazı kurtarmak için krateri kapatmayı defalarca denedi. 2022 yılında bu konuda ciddi bir seferberlik ilan edilse de süreç göründüğü kadar kolay değil.

Karmaşık Yapı: Yer altındaki gaz kanallarının haritası tam olarak çıkarılamıyor.

Devasa Basınç: Alevlerin beslendiği ana damarın nerede olduğu ve ne kadar derine indiği bilinmiyor.

Başarısız Denemeler: Daha önce kum ve özel köpüklerle yapılan müdahaleler, alevlerin başka çatlaklardan yeniden fışkırmasıyla sonuçlandı.

ÇÖLN ORTASIN KÜÇÜK MARS

Darvaza Krateri, bugün dünyanın en ekstrem turistik noktalarından biri. Çevresinde hiçbir yerleşim yeri ya da otel bulunmayan bu bölgeye gidenler, uçsuz bucaksız çölün ortasında kamp kurarak geceyi alevlerin sıcaklığında geçiriyor. Kraterin yanına yaklaştığınızda hissedilen sıcaklık o kadar yüksek ki, yüzeyde uzun süre durmak imkansız hale geliyor.

Bilim insanları özel koruyucu giysilerle kraterin dibine indiklerinde, dondurucu soğuk ve kavurucu sıcak gibi uç koşullarda bile hayatta kalabilen ve yaşayan benzersiz bakteri türleri keşfettiler. Bu durum, "Cehennem Kapısı"nın sadece bir kaza değil, aynı zamanda bilimsel bir laboratuvar olduğunu kanıtlıyor.