Antik Mısırlılar, yaklaşık 4 bin yıl önce saç dökülmesine karşı büyü sözleri okuyup, soğan, demir, bal ve alçıdan oluşan karışımları içiyordu. Bununla da yetinmeyip saç derilerine hayvan yağı sürerek dökülmenin önüne geçmeye çalışıyorlardı. Bu uygulamalar, Mısırlıların estetik anlayışını ve saç bakımına verdikleri önemi gösteriyordu.
Roma İmparatoru Jül Sezar ise imajını korumak için farklı yollar denedi. Saçlarını öne doğru tarayarak dökülmeyi gizlemeye çalışırken, gladyatör teri içeren özel kokular da kullandığı biliniyor. Bu uygulamalar sadece kişisel bakım değil, sosyal ve politik imajla da ilişkiliydi.
Benzer şekilde, Güney Amerika’daki Taiwano kabilesi muz özlerini saç sorunlarına karşı kullanıyordu. Günümüzde muzun içerdiği potasyum ve doğal yağların, saç sağlığı için faydalı olduğu biliniyor. Bu da, doğanın sunduğu imkânların geçmişten beri denendiğini ortaya koyuyor.
17. YÜZYILDA TAVUK GÜBRESİ KULLANILIYORDU
Euronews'in haberine göre; 17. yüzyıl İngiltere’sinde ise işler daha uç noktalara taşınmıştı. O dönemin bazı sağlık dergileri, saç dökülmesini önlemek için tavuk gübresi sürülmesini öneriyordu. Dahası, kedi gübresi istenmeyen tüyleri yok etmek için kullanılıyordu. Modern tıp gözünden bakıldığında bu uygulamalar hem ilginç hem de riskliydi.

Viktorya dönemi Amerika’sında, 1876-1913 yılları arasında saç dökülmesiyle mücadele daha “ritüelistik” bir hal aldı. Saç köklerini uyarmak amacıyla sert fırçalama yapılırken, kolonya gibi maddeler saç diplerine uygulanıyordu. Bu dönemde hem fiziksel hem de kimyasal tedaviler bir arada kullanılıyordu.
KENDİSİ DE KELLİKTEN KURTULAMADI...
Antik Yunan’da ise Hipokrat, saç dökülmesinin hormonal temellerini keşfeden ilk isimlerden biri oldu. Erken yaşta hadım edilen erkeklerde kellik görülmediğini fark eden Hipokrat, bu durumu açıklamaya çalıştı. Ancak kendi geliştirdiği kimyon, hardal, güvercin dışkısı ve ısırgan otundan oluşan kürler işe yaramadı ve kendisi de kellikten kurtulamadı.
Günümüzde ise bilim ve teknoloji sayesinde saç dökülmesine karşı daha etkili çözümler mevcut. Özel ilaç kombinasyonları saç dökülmesini yavaşlatırken, saç ekimi yöntemleri kalıcı çözümler sunabiliyor. Ense bölgesinden alınan sağlam saç köklerinin dökülen bölgelere nakledilmesi, saçsız bölgelerde yeniden saç çıkmasını sağlıyor. Ancak bu operasyonların da donör kılların yetersizliği, iz ve şişlik gibi riskleri bulunuyor.