Kız çocukları olan ailelerin demans riskinin az olmasının altında duygusal bağlar yatıyor. Kız çocuklarının hem duygusal hem fiziksel desteği demans için önemli faktörlerinden biri olarak kabul edilmekte. Çünkü bu durum sosyal yalnızlığı azaltarak beyin sağlığını olumlu yönde etkiliyor.
Yaklaşık 1 milyon kişinin demansla yaşadığı Birleşik Krallık'ta her yıl 75 binden fazlası hayatını kaybediyor. Demanstan dolayı yaşanan ölümler ilk sırada yer alıyor. Yalnızlık, sosyal bağların zayıflaması ve aile desteğinin yetersizliği ise demans riskini artıran başlıca etkenler arasında bulunuyor.
YAŞLI BİREYLERİN BEYİN VERİLERİ İNCELENDİ
Çin'deki Hohai Üniversitesi’nden araştırmacılar, 2018 yılında geniş kapsamlı bir sağlık çalışmasına katılan yüzlerce yaşlı bireyin bilişsel performans verilerini mercek altına aldı. Araştırmada, katılımcıların beyin fonksiyonları incelenirken sahip oldukları kız ve erkek çocuk sayıları da karşılaştırıldı.
Bilişsel işlevlerdeki gerileme, demansın erken habercisi olarak kabul ediliyor. Bu süreçte bilgi işlemekte zorlanma, dikkat süresinin kısalması ve hafıza problemleri ön plana çıkıyor.
Elde edilen sonuçlara göre, kız çocuğu olan ebeveynlerin beyin sağlığı skorları daha yüksek çıktı. Uzmanlar, kız çocuklarının ebeveynleriyle daha sık iletişim kurmasının ve duygusal bağlarını sürdürmesinin bu tabloyu güçlendirdiğini düşünüyor.
EN BELİRGİN FAYDA TEK KIZ ÇOCUĞU OLAN AİLELERDE
Journal of Women and Ageing dergisinde yayımlanan araştırma sonuçları, özellikle tek kız çocuğu olan ailelerde beyin sağlığı açısından daha belirgin bir avantaj olduğunu ortaya koydu. Bunun nedeninin, bakım ve ilginin daha düzenli ve sürekli olması.
Araştırmacılar da kız çocuklarının ebeveynlerine sağladıkları duygusal destekten dolayı bilişsel seviyelerini olumlu etkilediğini ifade etti. Ayrıca bu etkinin, özellikle yaşlanan annelerde, babalara kıyasla daha güçlü olduğu belirtti.
"TEDAVİ UMUDU GÜÇLENİYOR"
Bilim insanları, demansa yönelik çığır açıcı tedavilerin önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde geliştirilebileceğini ve hatta hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olabileceğini belirtti.
Edinburgh Üniversitesi Keşif Beyin Bilimleri Merkezi Direktörü Prof. Tara Spires-Jones, konuyla ilgili "Kısa vadede hastalığın ilerlemesini ciddi ölçüde yavaşlatabilecek, hatta durdurabilecek tedavilere ulaşacağımız konusunda oldukça umutluyum. Uzun vadede ise bunamayı tamamen önleyebilmemiz ve kalıcı bir tedavi geliştirmemiz mümkün olabilir." ifadelerini kullandı.