Psikolog ve yazar Sarah Mitchell, lüks ve aşırı harcamaların çocuklukta algılanan "yoksunluk" duygusuyla nasıl bir bağ kurduğunu analiz etti. Mitchell’a göre, yetişkinlikte sergilenen bazı satın alma davranışları, aslında geçmişteki duygusal boşlukları doldurma çabasından başka bir şey değil. İşte psikolojik kökenleri çocukluğa dayanan en yaygın 8 harcama alışkanlığı:
TASARIMCI ÜRÜNLERİ
Gençlik yıllarında kendini dışlanmış veya "farklı" hisseden bireyler, yetişkinlikte ünlü markaların logolarına sığınıyor. Tasarımcı kıyafetleri ve markalı ürünlere yönelmek, kişinin kendi statüsünü kanıtlayarak bir gruba ait olma arzusunu temsil ediyor.
STOKÇULUK
Çocukluğunda gıda kıtlığı veya yokluk çekenler, yetişkin olduklarında kilerlerini aşırı doldurma eğilimi gösteriyor. Bazı yiyecekler bozulsa bile yapılan bu aşırı stoklama, aslında geçmişteki "aç kalma" korkusuna karşı geliştirilen savunma mekanizması olarak öne çıkıyor.
SEYAHAT VE TEKNOLOJİ TUTKUSU
Çocukken hiç tatil yapmamış veya modern cihazlardan mahrum kalmış bireyler, bu eksikliği yetişkinlikte aşırı harcamalarla kapatmaya çalışıyor. Sürekli yeni teknolojik cihazlar satın almak "geride kalmışlık" hissini bastırırken, aşırı planlanmış seyahatler ise kaçırılan yılların telafisi olarak görülüyor.
KUSURSUZ EV DEKORASYONU
Çocukluk dönemi istikrarsız veya huzursuz bir ev ortamında geçenler, yetişkinlikte "mükemmel alanı" yaratmak için servet harcayabiliyor. Ev dekorasyonuna gösterilen aşırı özen ve düzen takıntısı, geçmişteki kaosu kontrol altına alma çabasını yansıtıyor.
HİÇ GİYİLMEYEN KIYAFETLER
Dolaplarda biriken ve hiç giyilmeyen kıyafetler, aslında birer "güvence" sembolü. Her ihtimale karşı oluşturulan bu tekstil stoku, kişinin bilinçaltındaki kıtlık korkusunu ve "yeterince hazırlıklı olmalıyım" kaygısını simgeliyor.
Sarah Mitchell, harcamaların hangi motivasyonla yapıldığını sorgulamanın, hem bütçe yönetimini iyileştireceğini hem de geçmişteki travmalarla yüzleşmeyi sağlayacağını vurguluyor.