İstanbul Kadıköy'de 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin öldürülmesine ilişkin davada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, iki sanığa verilen 24'er yıl hapis cezasına yapılan itirazı reddetti. Beraat eden sanıkların cezalandırılması talebi de kabul edilmedi.

Aynı zamanda Sözcü Medya Grubu avukatı da olan Minguzzi ailesinin avukatı Ersan Barkın, kararı Sözcü TV Ana Haber'de değerlendirdi.

İstinafın kararını eleştiren Barkın, iki kişinin beraat ettirilmesinin "vicdan yaralayıcı" olduğunu belirtti.

Kararın, Yargıtay içtihatlarına ve Türkiye'deki yargı geleneğine aykırı olduğunu savunan Barkın, davanın henüz bitmediğini ve Yargıtay Birinci Ceza Dairesi'ne taşınarak kararın bozulması için mücadele edeceklerini ifade etti.

Barkın'ın açıklamalarından öne çıkanlar özetle şu şekilde:

"Adalet Bakanlığı tarafı baktığınızda, dört sanığın ikisine verilmiş olan mahkumiyet hükmünün aynı biçimde onandığını, dolayısıyla faillerin Türk Ceza Yasası’nda var olan en ağır biçimde cezalandırıldığını görüyor.

Ama başından itibaren eylemin karşısına çıkan, gözcülüğünü yapan, kuşatan ve eylemin gerçekleştirilmesinin ardından da kendilerine görev isnat edilen iki kişi hakkında verilen beraat kararını görüyorum.

Postada geçen vakti göz önüne aldığımızda yaklaşık bir ay geçti. Bir ay gibi kısa bir sürede karar verildi ve bunun yıl dönümüne yetiştirilen bir karar olduğunu görüyoruz. Bu yönüyle bakıldığında, yaralayıcı. Onların tarafından baktığınızda iki mahkumiyet kararı olabilir ama beraat eden iki sanık da var.

Bu karar, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına, Türkiye’deki yargı geleneğine baştan sona aykırı bir karar. Bana sorarsanız bu anlamda vicdan yaralayıcı olduğu görüşüne katılıyorum.

Bu içtihatları belirleyen Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, kasten öldürme suçlarında Türkiye’de bu neviden dosyalar konusunda en yetkin beş hakimin önüne çıkacak bu dosya.

Bu beş hakim açısından bana sorarsanız şöyle bir ikilem doğacak: Eğer bu kadar yıldır var olan içtihatlarına uygun davranırlarsa, zaten hukuken değerlendirilecek başka bir şey yok.

Ama karar Türkiye’nin politik iklimiyle, politik atmosferiyle verilmiş bir karar ise o zaman bizim de elimiz kolumuz bağlı.

Buna rağmen biz, sanki dosya en baştan başlamış gibi, bütün bilimsel ve akademik içeriğini de ortaya koyarak Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunacağız.

Vicdan yaraladığı konusunda kuşku olmayan bu kararın, Türkiye’nin hukuk yolları aşamasında ortadan kaldırılmasını ve bozulmasını umuyoruz."