Televizyonun efsaneleri Gurbetçiler, Yasemince ve Tam Pansiyon dizilerinde genel koordinatör olarak görev yaptıktan sonra 1999’da kendi adını verdiği Türkiye’nin ilk oyunculuk ajansını kuran Tümay Özokur’la Koşuyolu’ndaki ajans binasında konuştuk.Tümay Hanım, geçmiş yıllardaki bazı Yeşilçam ajansları, gençleri istismar eder, “Sizi şöhret yapacağız” diyerek onları fuhuş batağına sürüklerdi.
Bu durumun değiştiğini mi sanıyorsunuz Yüksel Bey. Ortalıkta gençlerin hayalleriyle, umutlarıyla oynayan son derece kötü niyetli oyuncu tacirleri var.
Oyuncu olmayı düşleyen gençlere ne tavsiye edersiniz?
Kapısında ajans yazan her yere gitmesinler. Her gazete ilanına rağbet etmesinler. ‘Ben ünlü olayım da ne olursa olsun’ diye her şeyi göze alıp, sineye çekmesinler. Çünkü bu tür yollar, sonunda çıkmaz sokaklarda son buluyor.
Ünlü olmak isteyen gençlerin sırtından para mı kazanıyorlar?
Hem de nasıl. Mesela, “İlk üç işinden para alamazsın, sonra veririz” derler, ilk üç iş gelir ama sonra tam para kazanacakları dördüncü işi beklerken kendilerini kapının önünde buluverirler.
Eski Türk filmlerinde kötü adamın simgesi Nuri Alço’ydu…
Nuri Alço, bu sektörde artık temiz kaldı. Kimse gizlice gazozlara ilaç koymuyor. Bu işler açıkça konuşulan arz talep meselesi haline geldi, ahlak yerlerde. Sektörün içinde bu tarz ilişkiler normalden sayılıyor artık. Beni şöhret edecek herkesle her şeyi yaşarım mantığında olanlar var.

Gençler ne yapsın?
Gençler kendilerine önce şu soruyu sorsunlar, ‘Oyuncu mu olacağım, yoksa başkalarının oyuncağı mı?’ Gözlerini açacak, aklını kullanacak ve doğru insanlarla çalışacak.
Ailelere de iş düşüyor mutlaka…
Aileler her zaman çocuklarının neler yaptığının farkında olsunlar. Çocuklarını asla yalnız bırakmasınlar. Dizileri izleyen gençlerin çoğu Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ olmak istiyor. Oysa bunun için çok sağlam bir fizikle birlikte, yetenek ve eğitim şart.
Yetenek olmadan asla oyuncu olunamıyor, öyle mi?
Asla olunamıyor demeyelim… Sadece yakışıklı ve güzel olduğu için sektöre giren birçok yeteneksiz oyuncu var. Bunlar kısa sürede silinip gidiyor. Gençler, hayallerini doğru kursunlar. Oyunculuk bir meslektir. Bazıları hem manken hem oyuncu olmak istiyor. Kendine Kıvanç Tatlıtuğ’u örnek alıyor. Ancak Kıvanç Tatlıtuğ denilen adam, süper yakışıklılığına oyunculuk yeteneğini de her gün geliştirerek katan birisi.

Kimler var zirveye taşıdıklarınız arasında?
Engin Altan Düzyatan, Demet Evgar, Murat Yıldırım, Burçin Terzioğlu, İlker Ayrık şu an aklıma gelenler… Bu arkadaşlar kimsenin tanımadığı sıfır noktasındaydı. Benim çalışmalarım ve onların oyunculuk yetenekleriyle şu an bulundukları noktaya geldiler.
Oyuncuların egoları meşhurdur…
Her oyuncu egoludur ve geçmişini bilen kişiyi yanında istemez. Ortalık şöhret dolu ama gerçekten sanatçı özelliklerini taşıyanların sayısı az. Ben şu anda star adaylarının yeteneklerinden psikolojilerine kadar her şeyleriyle ilgileniyorum. Oysa şöhret iğne ucundaki bir balondur. Biraz fazla şişersen patlarsın.
Şöhret olunduktan sonra da tehlikeler var, değil mi?
Şöhret insana çok kolay hata yaptırır. Havaya giren pek çok şöhret, bir süre sonra canlandırdığı karakterlere bürünüyor, kendi kimliğini kaybediyor. Bu çok büyük tehlike.
Alkol ve ardından da uyuşturucu…
Şöhret doğru yönetilmeyince, bazı şöhretlerin yolu uyuşturucuyla veya alkolle kesişiyor. Bunun örnekleri ortadadır.

Oyuncularla uğraşmak da çok zor olmalı…
Elbette zor, çok zor. Oyuncu önce iş ister, her hangi bir dizi filme kapak atmak için paranın bile önemi olmadığını söyler. İşi buluruz, rolü kaparız. Bir süre sonra jenerikteki adının daha öne alınmasını ister. Ardından aldığı parayı beğenmez. Derken, basının kendisiyle ilgilenmesini, röportajlar yapmasını talep eder. Basın ilgi gösterince de “Bıktım bu gazetecilerden, benim özel hayatım olmayacak mı?” demeye başlar.
Bir atasözümüz vardır, ‘Gözünü toprak doyursun’. Bu bir doyumsuz insan modelidir çünkü. Ne olursa olsun doymaz, mutlu olmaz. Ne yazık ki sanat dünyası doyumsuz ve mutsuz insanlarla doludur.
Size gelen herkesi kabul ediyor musunuz?
Hayır, seçici davranıyorum. Yeni yüzler bölümümüz var. 10 binlerce müracaat oluyor. Yüzünde ışığı olanı kabul ediyorum. Şimdi bir atölye kurduk.
Çalışmalarınıza nasıl başladınız, nasıl geliştirdiniz?
Tümay Özokur Ajans’ını 1999’da kurdum. Sektörde bir boşluğu doldurdum. Çünkü benden önce dizilere mahalle kültürüyle oyuncu bulunuyordu. Tanıdık oyuncuların tavsiye ettiği kişilere yöneliyorduk. Çünkü oyuncular, figürasyon ve manken ajanslarına serpiştirilmişti. Bu kanayan bir yaraydı. Benim ajansım bu yaraya merhem oldu. Yıllarca biriktirdiğim yönetmen, yapımcı, setçi bir sürü arkadaşım vardı. Onlara ‘Arkadaşlar bir ajans açtım, oyuncu istediğinizde hizmet verebilirim’ dedim. İlk ve tektim, dürüsttüm, güvenilirdim. Bu nedenle kısa sürede geliştim, tanındım. Şimdi menajerlik hizmeti de veriyorum. Şirketimin adı, Tümay Özokur Menajerlik, Şöhret Yönetimi ve Kariyer Planlaması… Bizim terapistimiz Çağatay Öztürk’tür ve sektörümüzde bu da bir ilktir. Öztürk, oyuncu psikolojisini bilen bir arkadaşımız. Hollywood da böyle çalışıyor. Buraya gelen arkadaşlara avukat, mali müşavir, sosyal medya uzmanı ve terapistlerle yardımcı oluyoruz. Atölye çalışmaları yapıyoruz, Metin Uca, Erol Avcı, Gani Müjde, Uğurkan Erez, Gülgün Feyman, Ezel Akay gibi pek çok ünlü isim gelip ders veriyor.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden mezun olanlar benim kapımı çalıyor. Müjdat Gezen ‘Ben mezun ediyorum, Tümay para kazandırıyor’ diyor.