Ocak ayında pek çok sürücü için temizlenmemiş karlar ve karla karışık çamura gömülmüş araçlar oldukça tanıdık... Sürücüler bu senaryoda genellikle gaz pedalına abanır; tekerlekler bağırır, çamurlar çamurluklardan fışkırır ve devir göstergesi kırmızıya dayanıyor. Sürücü doğayla savaştığını sansa da oysa gerçekte, parasını adım adım yakıyordur.

Manuel şanzımanda en azından yanan debriyajın kokusu "dur" der. Otomatik şanzımanlar ise (tork konvertörü, CVT ya da robotize) sessizce bozulur ve tamiri çok pahalıdır.

NE KADAR GAZ O KADAR GÖMÜLME

Gaza yüklenmemeniz için ilk neden basit bir fizik kuralı olan 'sürtünme'dir. Tekerlekler yüksek devirde patinaj yaptığında ısınır. Altındaki kar anında erir, suya dönüşür ve hemen ardından cam gibi bir buz tabakası oluşur.

Ortaya "cilalama" etkisi çıkar. Ne kadar çok gaz verirseniz, altınızda o kadar derin ve kaygan bir çukur açarsınız. Çivili lastikler bile bu durumda freze gibi çalışarak aracı saniyeler içinde dibe gömer.

ŞANZIMAN BU YÜZDEN PATLAR

En korkutucu senaryo budur. Çoğu otomobilde serbest diferansiyel bulunur. Görevi, virajlarda tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlamaktır.

Araç takılıp kaldığında bir tekerlek çamura kilitlenir, diğeri ise sizin gaz vermenizle çılgınca dönmeye başlar. Bu sırada diferansiyel içindeki küçük dişliler (satelitler) aşırı yük altında kalır. Yağ anında aşırı ısınır, satelitler adeta mile kaynar.

Sonuçta ise satelit mili kırılır, şanzıman gövdesi delinır ve aracın altında bir yağ gölü görürsünüz. Bu, komple revizyon ya da parça değişimi demektir.

MİLLER VE AKSLAR NASIL KIRILIYOR?

Bir diğer tehlike de ani tutunmadır. Tekerlek havada ya da buzda 60–80 km/s eşdeğeri hızla dönerken bir anda asfalta ya da sert zemine temas ederse, dönme aniden durur.

Motor ve şanzımanın ataleti akslara ve şaftlara balyoz gibi biner. Bu, giden bisikletin tekerleğine demir çubuk sokmak gibidir. Çoğu zaman aks dişleri sıyrılır ya da CVT şanzımanlarda kayış kopar. CVT'ler patinajdan en çok korkan şanzımanlardır; konik yüzeylerde çizikler anında oluşur.

SESSİZ BİR SU ISITICISI

Klasik otomatiklerde debriyajın görevini tork konvertörü üstlenir ve gücü yağ (ATF) üzerinden iletir. Araç yerinde dururken siz gaz verdiğinizde, motor gücü harekete değil, yağın ısınmasına gider.

ATF kaynamaya başlar. Sürtünme balataları yanar ve parçalanır. Bu tortular hidrolik beyin kanallarını tıkar. Sonuçta bir ay sonra "durduk yere" vites geçişlerinde vuruntu ve sarsıntı başlar.

KARDA KALINCA İŞE YARAYAN YÖNTEMLER

Eğer kaldıysanız, önce sakin olun. Müziği kapatın, camı biraz açın ve aracı dinleyin. Sonra şu adımları izleyin:

Otomatik Vites İçin Temel Kural

D–R ve R–D geçişlerini yalnızca tekerlekler tamamen duruyorken, fren basılıyken yapın. Hareket hâlindeyken yapılan geçişler şanzımanı parçalar.

- Hafif gaz verin, araç öne doğru sallansın

- Frenle durdurun

- R'ye alın, hafif gazla geri sallanın

- Tekrar fren, sonra D

ESP ayarı önemli:

Yumuşak karda kaldıysanız ESP'yi kapatın. Aksi halde motoru boğar.

Bir tekerlek havadaysa ESP’yi açın. Birçok araç, frenle diferansiyel kilidi taklidi yaparak gücü yere basan tekerleğe aktarır.

Paspas, Kum ve Basınç Hilesi

- Kumaş paspaslar işe yaramaz; lastik onları yutar. Tekerleklerin altına koymak için kauçuk paspas kullanın.

- Çekiş olan tekerleklerin altına, derine yerleştirin.

- Kedi kumu (odun ya da taş bazlı) mükemmel bir alternatiftir; nemi emer, tutunmayı artırır.

Çekiş tekerleklerinde basıncı 1.0–1.2 bar'a düşürün. Temas alanı büyür. Asfalta çıkar çıkmaz tekrar şişirmeyi unutmayın.

Şanzıman Modları Hayat Kurtarır

- M veya S modunda birinci vitese sabitleyin.

- "Winter" modu varsa açın; araç ikinci viteste, daha yumuşak kalkar ve gömülmez.