Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, 200 TL’nin bozuk paraya dönüşmesine rağmen iktidarın ‘sözde itibar’ uğruna büyük banknot basmadığını, bu inadın ülke ekonomisine ağır fatura çıkardığını söyledi. Başkent Üniversitesi’nde Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölümü öğrencilerine ekonomiyi değerlendiren ve SÖZCÜ’nün sorularını da yanıtlayan Yılmaz, 2009 yılından bu yana yeni banknot basmamakta direnen iktidarın asıl amacını açıkladı. Kayıt dışını teşvik etmemek için büyük kupürlü banknotun basılmadığı söylense de gerçek nedenin başka olduğunu belirten Yılmaz şöyle dedi:

“Bence asıl gerekçe, ‘Ekonomi iyi yönetilmiyor. Paranın itibarı korunamadı.  Atılan sıfırlar geri geldi’ denilmesin diye büyük kupür basılmıyor. 200 TL ilk çıktığında üretim maliyeti 17 kuruştu. 200 TL ile 17 kuruş arasında fark (199 lira 83 kuruş) Hazine’ye senyoraj geliri (bir devletin para basma yetkisini kullanarak elde ettiği gelir) olarak yazılıyor. Para dolaşımda olduğu sürece senyoraj geliri de oluyor. Enflasyonla mücadelede senyoraj geliri çok önemli.”

GÖNÜLLÜ VERGİ

Ancak büyük banknot basılmadığı için bu gelirin düştüğünü anlatan Yılmaz, “TL’nin değeri aşırı düştüğü için de güven azaldı, TL’nin yerini dolar, Euro aldı. 100 dolar ve 100 Euro 34 cente (yaklaşık 15 TL) basılıyor. Aradaki fark (dolar için 4 bin 275 TL) fark Amerikan hazinesine gidiyor. Yani biz kendimizi gönüllü olarak vergilendiriyoruz. Paranın itibarını korumamız lazım. Büyük kupür (100 TL ve 200 TL) payı yüzde 55-60’a ulaşınca bir üst kupürün basılması gerekir ki, bunun zamanı çoktan geldi de geçti” değerlendirmesini yaptı. 

Enflasyon yüzde 20’ye inmeliydi 

Durmuş Yılmaz, iktidarın enflasyonla mücadeleyi düşürmek gibi bir amacının olmadığını da söyledi ve “Mış gibi yaparak enflasyon inmez. Program başlayalı 2.5 yılı geçti. Şimdiye kadar enflasyon çoktan yüzde 20’ye indirilmeliydi. Faizi artırırken yavaş, düşürürken hızlı davranıldı. Merkez Bankası bundan sonra yanlış yapacaksa geç indirmede yapmalı, erken indirmede değil” dedi. Yılmaz, “Faiz haram lafla olmaz. Enflasyonu yüzde 1-2’ye düşürürsünüz, borç verirken kimse kimseden faiz istemez” açıklaması da yaptı.

Merkez’in paraları kata, yata gitti 

Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası’nın yasasına aykırı bir şekilde yüzde 8.5 faizle firmalara yatırım kredisi verdiğini de belirtti ve “Bu paralarla makine teçhizat yatırımı yapılacaktı. Bir yılı ödemesiz 3-5 yıl ödemeli krediler verildi. Ancak aynı dönemde 27 milyar dolarlık altın ithal edildi. Belki o parayla altın ithal ettiler. Sonuçta o paralar yata, kata, otomobile gitti. O tarihlerde altının onsu 1.900 dolardı, şimdi 4 bin 500 dolar. İktidar aradaki farkı vergilendirebilir, kazancı da emekliye verebilir” dedi.