Bilim insanlarının "insan oksidasyon alanı" adını verdiği bu görünmez kalkan, çevremizdeki moleküllerle hızla etkileşime girerek uçucu bileşikleri nötralize ediyor.
Ancak araştırmacılar, bu alana uygulanan kişisel bakım ürünlerinin hava kimyasını değiştirdiğini, bu değişimin ise potansiyel olarak toksik yan ürünlerin cildimize veya solunum yollarımıza girmesine neden olabileceğini ortaya koydu.
Max Planck Enstitüsü'nden atmosfer bilimci Nora Zannoni ve ekibi, bu kimyasal alanın, özellikle soluduğumuz havanın bileşimini etkilediğini ve bunun doğrudan insan sağlığına yansıdığını belirtiyor.
İnsan oksidasyon alanı 2022 yılında keşfedilmişti. O dönemde yapılan araştırmalar, ciltteki yağların ozonla tepkimeye girerek hidroksil (OH) radikalleri oluşturduğunu ve bu radikallerin bir tür kimyasal koruma alanı yarattığını göstermişti.
Yeni çalışmada dört genç yetişkin, sıcaklık kontrollü bir ortama alındı. Katılımcılar kişisel bakım ürünü kullanmadan ve kullandıktan sonra ayrı ayrı incelendi. Özellikle losyon kullanımı sonrası, içerdiği fenoksietanol ve etanol gibi maddelerin vücut ısısıyla birlikte yükselerek havaya yayıldığı ve 10 dakika sonra bile yoğunluğun artmaya devam ettiği gözlendi.

Burnun hemen yakınındaki kimyasal yoğunluğun, çevredeki havadan 2,8 kat daha fazla olduğu tespit edildi. Ardından, araştırmacılar zeminden ozon salımı yaparak insan oksidasyon alanının bu değişikliklere nasıl tepki verdiğini ölçtü.
Bulgular, losyonun, OH radikali üretiminde kullanılan önemli bir öncülün oluşumunu engellediğini ve bu radikallerin oranını yüzde 34 azalttığını gösterdi.
Benzer bir etki, katılımcılar parfüm kullandığında da gözlendi. Parfümdeki etanol ve monoterpenler, başın üst kısmında çevre havasına göre 10 kat daha yoğun şekilde tespit edildi ve oksidasyon alanındaki OH seviyesini düşürdü.

Araştırmacılar, bu kimyasal değişikliklerin doğrudan sağlık üzerindeki etkilerini araştırmadı. Ancak nefes alma alanımızın hemen çevresinde gerçekleşen bu hızlı kimyasal tepkimelerin potansiyel riskler barındırdığına dikkat çekti.
Çalışmayı yürüten 2022 yılındaki keşif ekibinden Jonathan Williams, "İç mekân kimyasını yeniden düşünmeliyiz. Çünkü kendi yarattığımız oksidasyon alanı, çevremizdeki birçok kimyasalı dönüştürüyor ve bu dönüşümün sağlık üzerindeki etkilerini henüz bilmiyoruz" dedi.