Arkeologlar, bölgede yapılan incelemelerde taş aletler, ocak kalıntıları ve alet yapımında kullanılan ham maddeler saptadı. Elde edilen bulgular, bölgenin geçici bir av kampı değil, kalıcı ve organize bir yerleşim yeri olduğunu kanıtladı. Keşif, Kuzey Amerika’nın ilk sakinlerinin yalnızca göçebe topluluklardan oluştuğu yönündeki eski teorileri geçersiz kıldı.
ARAZİ YÖNETİMİ SAPTANDI
Kazı alanında bulunan kömür katmanları, yerli halkların o dönemde kontrollü ateş kullanarak arazi yönetimi gerçekleştirdiğini ortaya koydu. Bilim insanları, bu kanıtların yerli halkların sözlü tarihlerindeki kadim toprak yönetimi anlatımlarıyla tam uyum sağladığını açıkladı. Bu durum, yerleşik yaşamın ve ekosistem müdahalesinin Buzul Çağı sonrasında çok erken bir dönemde başladığını belgeledi.
DEV BİZON KALINTILARI BULUNDU
Arkeolojik çalışmalar sırasında, yaklaşık iki ton ağırlığındaki soyu tükenmiş bir tür olan "Bison antiquus" kalıntılarına rastlandı. Uzmanlar, yerleşimin çevresindeki doğal arazi yapısının sürüleri tuzaklara çekmek için özel geçitlerle donatılmış gelişmiş bir bizon av kompleksi olarak kullanıldığını öne sürdü. Bu organizasyon yapısı, toplulukların derin bir sosyal hiyerarşiye ve stratejik planlama yeteneğine sahip olduğunu gösterdi.
BERING TEORİSİ YENİDEN TARTIŞILIYOR
Saskatchewan Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu keşfin Amerika kıtasının kolonizasyonu hakkındaki Bering teorisini yeniden tartışmaya açtığını bildirdi. Yerli topluluk liderleri, buluntuların atalarının bu topraklardaki kadim varlığını resmen kanıtladığını vurguladı. Bilim dünyası, Saskatchewan’daki bu alanı tarihi önemi bakımından Göbeklitepe ve Stonehenge gibi anıtsal merkezlerle eş değer tutmaya başladı.