Hintli okyanus bilimcilerin Arap Denizi’nde yürüttüğü çalışmalar sırasında tesadüfen saptanan yerleşimin, yaklaşık 9 bin 500 yıl öncesine ait olduğu radyokarbon analizleriyle doğrulandı. 8 kilometre uzunluğa ve 3 kilometre genişliğe sahip olan alanın sonar verileri, şehir bloklarını andıran ızgara tipi yerleşim düzenini ve devasa dikdörtgen yapıları ortaya çıkardı.

RADYOKARBON ANALİZİ EZBER BOZDU

Su altı şehrinden çıkarılan seramik parçaları, heykeller, boncuklar ve insan kalıntıları üzerinde yapılan laboratuvar incelemeleri, bölgedeki en eski yapı olarak bilinen Harappan uygarlığından çok daha eski bir tarihe işaret etti. Alandan alınan bir ahşap parçasının 9 bin 500 yıllık olduğunun tespit edilmesi, yerleşimin son buzul çağının sonunda sular altında kalan gelişmiş bir kültüre ait olduğu tezini güçlendirdi. Jeologlar, deniz seviyesindeki küresel yükselişin bu büyük metropolü okyanus tabanına hapsettiğini bildirdi.

BİLİM DÜNYASI İKİYE BÖLÜNDÜ

Bulguların büyüklüğüne rağmen bazı uzmanlar, su altındaki jeolojik oluşumların bazen yanıltıcı derecede düzenli şekiller oluşturabileceğine dikkat çekerek bulgulara şüpheyle yaklaştı. Geleneksel tarih görüşü, milattan önce 2500 yılından önce bölgede büyük şehirlerin bulunmadığını savunsa da, keşfedilen yapay mimari kalıntılar bu paradigmanın sorgulanmasına neden oldu. Su altındaki yapıların doğal bir oluşum mu yoksa insan eliyle inşa edilmiş bir şehir mi olduğu tartışmaları sürerken, elde edilen fiziksel kanıtlar insan uygarlığının başlangıcını beklenenden çok daha geriye çekti.

DEVLET DÜZEYİNDE ARAŞTIRMA TALİMATI

Hindistan makamları, keşfin tarihi önemine dikkat çekerek su altı metropolündeki çalışmaların genişletileceğini duyurdu. Araştırma sürecini takip eden Hindistan İnsan Kaynakları ve Okyanus Geliştirme Bakanlığı, söz konusu medeniyetin nasıl yok olduğunun ve tarih öncesi dönemdeki sosyal yapısının aydınlatılması için daha kapsamlı kazı ve veri toplama süreçlerinin başlatıldığını açıkladı.