Baba tarafından Ordulu. Ankara’da doğdu, büyüdü. 54 yaşında. Gençlerbirliği Spor Kulübü eski Başkanı rahmetli İlhan Cavcav’ın öz yeğeni. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı 4 yılda bitirdi. Zorunlu hizmetini gönüllü olarak Diyarbakır’da, askerliğini de terörün yaygın olduğu dönemde Hakkari’nin Yüksekova ve Çukurca ilçelerinde yaptı. Tiyatro için “Siyasetin içinde, insana dokunan, insanın sistemle arasındaki iletişimini kurmaya çalışan bir yapı. Tiyatronun repertuarını oluşturmak, kendi içerisindeki o ülkede o şehirde ya da o mahallede yaşayan sosyo-kültürü irdelemekle ancak mümkün” diyor.

Sohbet ederken, Erdal Beşikçioğlu ile ya da dizideki adıyla “Komiser Behzat Ç.”yle birden siyasete daldık. O, eşiyle birlikte Prag’da dolaşırken telefonu çaldı. Arayan CHP Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol’du. “Erdal Bey sizinle görüşmek istiyoruz” dediğinde, nasıl bir teklifle karşılaşacağını anladı, “Eyvah… Eyvah” dedi. Ümit Bey: “Etimesgut belediye başkan adaylığı için sizi düşünüyoruz” dedi. Erdal Bey, siyasete uzak bir isim değildi. Buna rağmen “Düşüneyim” yanıtını verdi.

SAHNEYE ÇIKTIM

Başkan adaylığı önerisi üzerine Erdal Bey “Ben sanatçıyım. Belediye başkanlığı anlamam” deyince CHP İl Başkanı Erkol “Erdalcığım şu anki belediye başkanının mesleği muhasebeci. Yani doktorumuz var, müteahhidimiz var, berberimiz var. Belediye başkanı hizmet başkanlığıdır. Senin hizmetine, bilgi birikimine ihtiyacımız var” karşılığını verdi.  

Ümit Bey konuştukça Erdal Bey’in ikna olacağını anlamıştı. Bir büroda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İl Başkanı Ümit Erkol’la buluştu. İki siyasetçi oradan-buradan derken Beşikçioğlu’nu razı eder gibi oldular. Erdal Bey’in son sözü, “On yıldır tiyatro yapıyorum; tek bir siyasetçiyi ben sahneme getiremedim. Madem öyle, ben de siyaset sahnesine çıkıyorum” dedi ve görüşme “Hayırlı olsun” sözcükleriyle son buldu.

HİZMETE ADIM ATTIM

Beşikçioğlu’na, geçmişteki “Vali Recep Yazıcıoğlu” rolü nedeniyle CHP il Başkanı Erkol; “Sayın Valim” diyor. Yolda görenler “Hoş geldiniz Komiser Behzat Ç.” ya da “Amirim adaylığınız hayırlı olsun” diyordu. Kendisine ben de “Hayırlı olsun” dediğimde şunları söyledi:

“Siyasete değil hizmete adım attım diyelim. Bir şey vaat etmeyeceğim. İhtiyaçlar dahilinde toplumsal barışı kucaklayabilecek bir yapı yaratmaya çalışacağım. Ülkede partiler arasında fanatizm doğmaya başladı. Bu hizmeti de etkiliyor. Ben biraz daha kucaklayıcı, partilerine bakmadan sadece hizmet odaklı eylemler gerçekleştirmeye çalışacağım. 15 gündür bu işin içerisindeyim. Çok gezmek, çok sohbet etmek istiyorum. Sosyal desteklerde bulunmak en büyük arzum ve isteğim.

Açıkçası ben rantı anlamam, rant siyasetinden de hiç hoşlanmam. Ben biraz daha sosyo- kültürü, kendi içerisinde entelektüel seviyesini yükselten ama katılımcı bir belediyecilikle aslında halkın kendini yönettiği bir yapıyı kurmaya çalışacağım.

Bu bir ütopya gibi görünüyor ama insan ilişkisidir. Eğer onların kalbine girebilirsem söylediğim sözlere inandırabilirsem arzu ettiğim o mahallede mutluluğa ulaşabiliriz diye düşünüyorum. Belediye başkanımız sağ olsun elinden gelen her şeyi yapmış. Yaptıkları tabii bizim için büyük bir değer ama bazı yapılarda binayı yapabilirsiniz ama içindeki işletme boş kaldığı zaman o binanın gerçekten hiçbir manası kalmıyor.  Şimdi bakıyorum kültür merkezi yapılmış. Kültür Merkezi’ nin içi boş. Devlet tiyatrolarıyla beraber ortaklaşa hareket edilmek istenmiş ki bu çok tuhaf geliyor bana. Eğer Devlet Tiyatrosu orada olacaksa o kültür merkezini belediyenin yapmasına gerek yoktu. Zaten devlet de yapabilirdi kültür merkezini.

AMA İNSANI BİLİRİM

Etimesgut’un sosyolojik yapısını irdeleyen, insana dokunabilen oyunları ön plana çıkartıp kendi mahallemize uygun bir hale getirmeye çalışacağız. Sosyal yardımlar keza öyle. Çok genç aileler var yani 30 yaşında 35 yaşında 3 kişilik aileler var ama bir de babaanne eklendiği zaman bu iki genç bireyin ailesini devam ettirmek için büyük zorluklar çektiğini gördük. Ailenin genç bireylerini rahatlatacağız.

Biz yardım ettiğimiz sürece insanların yüzü gülmeye başladığı zaman asıl üretime o zaman başlayacağımıza inanıyorum. Benim işim insan. Evet rant bilmem ama insanı, onun kalbini, arzusunu, isteğini çok iyi bilirim. Benim seyircim şimdi seçmen olarak adlandırılacak. Açıkçası en ağrıma giden taraf da bu. Oysa her bir seyircim devlet tiyatrosundan beri biriktirdiğim bir hazinedir.”

KOŞA KOŞA GİDERİM

Beşikçioğlu, Diyarbakır’da görev yaptığı dönemde repertuarlarında dini sömüren sözde din adamını anlatıyordu. Bu yüzden tiyatro bombalandı. Askerliğini Hakkari 2. Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı’nda yaptı. Operasyon bölgesiydi. Beşikçioğlu o günleri anlatırken, “Oralarda kendimi buldum. Orada benim için çok keyifliydi” diyor.

Gelelim Mansur Yavaş’la ilişkisine: Vallahi Mansur Başkan, Büyükşehir Belediye Başkanımız bir telefon etse ‘Erdal gel buraya’ dese koşa koşa giderim. Bu enerjimi de seyircimden alıyorum. Mansur Başkan’la benim hiçbir problemim olamaz. Mansur Başkan’ın da inanın ki benimle ilgili hiçbir problemi olamaz. Behzat Ç.’yi çekmeye gittiğimiz zaman oturup saatlerce konuşmuşluğumuz var. İkimiz de birbirimizi iyi tanıyoruz. İdealler ortak olduğu zaman gerisi teferruat oluyor.”

Vali, Behzat Ç. dizilerini kabul etme sebebinin empatik bir yapıda olmasına bağlayan Beşikçioğlu “Benim dışarıda söylediğim lafların hepsini 85 milyona ilettiğim aslında aracı diziler bunların hepsi. Vali Yazıcıoğlu rolünü kabul etmeden önce kitaplar okudum. O toplumun çok önünde bir insandı. Hayatının bitmesinin tek sebebi de o kıskançlıktı aslında. Toplumsal bir valiydi, halkı için mücadele eden bir valiydi.

Behzat Ç.’ de adalet duygusunun arayışı, vicdani adaleti vurgulamaya çalıştık. Yani hesapların, çıkarlar üzerinden yapılmaması gerektiğini anlatmaya çalıştık.Bizim değindiğimiz hassas konulardı. Behzat Ç’de biz FETÖ terör örgütünün yapılanmasını emniyet içerisinde cesurca anlattığımız zaman biz çok ceza yedik. Ama bir anda konjonktür değişti” dedi.

BÜYÜKERŞEN ÖRNEK

Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i örnek aldığını anlatan “Behzat Ç.” O’nun Eskişehir’in entelektüel seviyesini yükselttiğini, bilinçli yurttaşlar haline çevirdiğini belirtiyor. Mansur Yavaş ve Murat Karayalçın’ın da sosyal belediyeciliğini örnek aldığını anlatıyor. Beşikçioğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Etimesgut belediye başkanı adayları da takdirlerini benden yana kullanırlarsa sanırım bu izlekte ben de devam edeceğim. Çünkü 35-40 yaş arası bir genç aile yapısı, 14-19 yaş arasında çok genç bir kitle var ve bu kitlelere de ben sanırım dokunabileceğimi düşünüyorum.

Devlet tiyatrolarına Erdoğan; ‘yav bu sanatçılar çok ileri gittiler. Parasını biz veriyoruz, istediğimizi yapacaklar’ dedi. Kendi içinde devlet tiyatrolarının özerk yapısı vardı. Hangi görüşe ait olursa olsun o çeşitlilikte oyunlar oynanmak zorundaydı. O konuşmadan sonra değişim başladı ve bu yüzden istifa ettim. İyi ki o lafı etmiş.”

Etimesgut halkının rahat olmasını isteyen sanatçı “Burayı marka yapacağız, İnsanlar mutlu olacak. Hedefim ve özlediğim bu” diyor.

Beşikçioğlu, SÖZCÜ Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’e konuştu.

MANSUR BEY’LE İKİ ANGARALIYIZ

Adaylığı açıklanmadan önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ne düşündüğünü öğrenmek istedi Beşikçioğlu. “Sanırım beni kırmamak için çok iyi olduğunu söyledi” diyor. Yavaş hakkında şöyle konuştu: “Mansur Başkan benim için gerçekten çok değerli. Hem belediyecilik anlayışı hem sosyal hizmetleri hem de insanlığı başka. 2 dakika sohbet ettiğiniz zaman kendisiyle gerçekten bir ömür sohbet etmek istiyorsunuz. Adaylığımın Mansur Bey’e hiçbir zaman sıkıntı olmayacağına inanıyorum. İki Angaralıyız! Ki o benim ağabeyimdir zaten. Ben de elimden gelen tüm kardeşliği yapmaya hazırım.