Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. SÖZCÜ TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Doktor Çoruhlu bağırsak sağlığıyla ilgili önemli konulara değindi ve bağırsak sorunuyla nasıl başa çıkabileceğimizi anlattı. 

Yiyeceklerden hammadde almalıyız

Biz yiyeceklerden hammadde almalıyız. Enerji lazım, yapı taşı lazım. Fakat o hammaddeleri öyle alıp yiyince, bir elmayı bütün yutamıyoruz. İşte bir eti bütün yutamıyoruz. Bizim bunu küçük parçalara ayırmamız lazım. 

Küçük parçalama işlemi için bir sistem kuralım; işte ağız, mide... Parçalananlar da iyice küçülsün bağırsakta ve onları içeri alalım. Yani biz mideden alamıyoruz onları değil mi? Bütün yolları geçecek, bağırsaktan alınacak. Yani oradaki akıl aslında ana yiyeceklerin en işe yarayan küçük parçalarına kadar parçalanıp, işimize yarayanları teker teker içeri alıp diğer organlara götürüyor olmak ki enerji olsun, yapı taşı olsun. Bu yağ için geçerli, karbonhidrat için geçerli, her şey için geçerli...

İpek Özbey’in sorularıyla ‘Dr. Ayşegül Çoruhlu ile Longevity’ programı Pazar 14.00’te, tekrarı ise aynı gece 01.00’da SÖZCÜ Televizyonu’nda.

Kaynak olarak ekle

Gereğinden fazla immün hareket var

Moleküller değişti. İşlenmiş dediklerimiz geldi. İşte unundan şekerine, işlenmiş proteinine, her şeyine kadar başka moleküller geldi. Şimdi bizim orada bir semtimiz, bir köyümüz vardı; bağırsak Köyü. Yani örneğin protein tamam diyelim, ama işlenmiş et olduğunda ona birtakım koruyucular katılıyor.

Sebzelerde, meyvelerde de koruyucular var... O moleküle baktığında datasında olmadığı için ona karşı bir reaksiyon verme arzusunda oluyor. Sürekli bir gereğinden fazla immün (bağışıklık) hareket var. Biz immüniteyi işte “Grip olduk, boğaz enfeksiyonu” zannediyoruz. Halbuki her dakika, vücuda giren iyi kötü her şeyi ayırıyor. Kötüler oraya girdikçe, tabii ki onu yok etmek istiyor, ona antikor yapıyor.

Cilt ve bağırsak birbirine benzer

Bağırsakla cildin çok alakası var. Her iki organ da sızdırabilir. Her ikisi için de bariyer sorunudur, bir filtre sorunudur. Bağırsak için filtre sorunu işte anne sütü, kolostrum, probiyotikler, bütirat gibi bir bariyer sıvamaysa; cilt için de bariyer sıvama, hani bağırsağı adam etmenin yanında, direkt spesifik olarak seramittir. Çünkü seramit de cildin filtresidir. O bariyerini, bu hücreleri birbirine yapıştıran hücresel evet, hücrelerin yağlı kısmıdır, cilt için de odur.

Ama şöyle bitirelim: Bağırsağında sorun varsa iz düşümü eklem ve cilt. Ama daha da vahimi, eninde ve sonunda bu konu toparlanılmayınca beyine çıkar. Çünkü beyin de kan-beyin bariyeri diye bir sınıra sahiptir.

Bağırsağın içindeki filtre 

Aslında sızdırmak, filtre azlığı demek. Yani elekten çok geçmesi, eleğin deliklerinin büyümesi, eleğin işlevinin azalması. Buradaki elek de ağızdan başlayarak çıkışa, anüse kadar ama özellikle de bütün bağırsağın içindeki filtreden bahsediyoruz. O filtre bazı şeyleri zaten geçirmeli ve biz onlarla besleneceğiz, işimize yarayacak. Ama bazı şeyleri de geçirmemeli.

Bazıları görevini yeterince yapmıyor

Zaten bütün vücutta efsane bir akıl var. Organlarda var ama bağırsağın içine girdiğinde onun hücreciklerinde de var. Her şeye hep beraber haberleşerek karar veriyorlar. İçeride de komünikasyon halinde... Bağırsak sitesinde oturan bütün hücreler birbirleriyle haberleşirler, öyle söyleyeyim. Orada bir akıl var. Onları böyle tek tek bireyler gibi de düşünebiliriz. Yani her bağırsak hücresi bir insan olsa, birbirleriyle konuşuyor, hepsinin görevi var. Kimisi görevini iyi yapıyor, kimi yapmıyor.

Biri sızdıran bağırsağım var derse...

İçeriye sızmalar olabilir, geçirgenlik olabilir. Zaten bağırsaktaki bu geçirgenlik hikayesinde ya da bağırsakla ilgili en büyük konuyu da şu oluşturuyor. Biri “Sızdıran bağırsağım var” derse o hücreler yaklaşık bir haftadır onda duran, çünkü haftada bir değişiyor, beslenmeyi değiştirse bayağı kurtarabilir. Arada harap olanlar olduğu için delikler oluyor. Sızdırma tam olarak delik manasına geliyor. Yani biz o doğadaki pazarlıkta kaybetmiş oluyoruz. Pazarlıkta “Yiyecek girsin, ince olsun, bu incecik sınır korusun” diyor ama biz ona uygun yiyecekleri vermeyince o ince sınır, delikler açılınca onda; içeriye sindirilmemişler, normalde almayacağı bakteriler, normalde belki vücuttan atacağı maddeler de giriyor.

Çiğneme hızını uzat

Teknik detaylara bakarsak bunun için ağızdan başlayacaksın. Önce çiğnemeyi artıracaksın. Mide asidi eksikliği çok oluyor. Bunu da telafi ediyorum. Bir tam limonu sıktır, tam limon suyu. Bir o kadar da su ekle. O senin yemeğin yanında içeceğin olsun. Sindirim rahatlar. Yani bütün bu taraf ne istiyor? “Bazı zamanlar beni boş bırak, diğer zamanda besle. Beslerken işte doğadaki haline yakın şeyleri seç, işlenmişleri seçme. Çiğneme hızını uzat. Benim bakterilerimi de besleyecek lifli şeyler ye. Benim enzimlerimi yormayacak kadar haşlanmış gıdalar ye.”

Bu belirtiler varsa dikkat

“Yediğim her şey gaz yapıyor. Su içsem gaz yapıyor. Sindiremiyorum” işte bu çiğ sindirememek olabilir. Unlu yediğimde parmaklarıma kadar şişiyorum. Ya da işte bir süt içsem ben hemen ishalim, tuvaletteyim” falan gibi buralardaki hikayeler varsa altında zaten orada işler ufaktan bozulmuştur.

Bağırsak konusu sızdıran olsun, geçirgen olsun, SİBO olsun, IBS olsun, ne olursa olsun bağırsak konusu bir filtre sorunudur. Bağırsaktaki o incecik hücreciklerin birbirlerine sağlam, yapışık ve dayanıklı bir bariyer oluşturmaları birinci kuraldır. Çünkü bariyer varsa mesele daha az olacak. Şimdi biz yiyecekleri yedik, sindirdiğimizi sindirdik. Sindiremediğimiz kalın bağırsağa gitti. Posa denen, bizim dışkıyla atacağımız bir kalabalık var orada. Orada da bakteriler var. Bizim sindiremediklerimiz onlara yemek. Onlar yiyorlar. İşte o bizim yemek artığımızı verdiğimiz bakterinin ürettiği şeyle besleniyorlar. Yani bizim yemek artıklarıyla beslenen bakterilerin ürettiği ürünler, onların bize ödediği kira. Çünkü o maddeyle besleniyor bağırsak, benim yediğimle değil.

Şu takipleri yapabilirsiniz

Şimdi konuyla ilgili; ilk, bu bariyerlerin iyileşmesine izin vermek için bu hafta kaç kez akşam 5’ten sonra yemeği kesip gece 11’den önce uyudun? Çünkü kötüyü düzeltmek daha büyük bir güç. Bence en önemlisi bu. İkinci konu: Bu hafta ne kadar gerçekten içinde gluten olmayan şeyleri yeme tecrübesi, yememe tecrübesi yapıp da “Böyle yüzüğüm bollaştı, ayakkabım küçüldü” gibi bir faydaları ölçtün? Bir de bağırsak sistemin günlük nasıl çalışıyor, gibi takipleri yapabilirsiniz.