Cenevre’de Umman arabuluculuğunda gerçekleştirilen nükleer müzakerelerin ikinci turu, beklenenin aksine barış değil savaş senaryolarını tetikledi.

Taraflar arasında "derin görüş ayrılıkları" olduğu vurgulanırken, Washington’ın diplomatik kanalları kapatarak askeri seçenekleri ön plana aldığı bildiriliyor. CNN ve CBS gibi ana akım medya kuruluşları, Amerikan ordusunun saldırı için "tam teyakkuz" durumuna geçtiğini, ancak son kararın Başkan Donald Trump’ın masasında beklediğini aktardı.

2003’TEN BU YANA EN BÜYÜK ASKERİ YIĞINAK

Wall Street Journal’ın (WSJ) Pentagon kaynaklarına dayandırdığı raporlara göre, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığı Körfez Savaşı’ndan bu yana görülen en yüksek yoğunluğa ulaştı. Hazırlanan operasyon planlarının sadece nükleer tesislerle sınırlı kalmadığı; rejimin kilit siyasi ve askeri figürlerine yönelik nokta suikastları da içeren "kapsamlı bir tasfiye" sürecini kapsadığı öne sürülüyor. Üst düzey yetkililerin, Cumartesi günü itibarıyla bölgedeki lojistik hazırlığın İran’ı saf dışı bırakmak için yeterli seviyeye ulaşacağını Başkan’a ilettiği belirtiliyor.

Washington’dan gelen son sinyaller, muhtemel harekatın sadece askeri bir yıkım değil, Tahran’ı nükleer masada nihai tavize zorlayacak bir 'diplomatik şantaj' aracı olarak kurgulandığını gösteriyor. Beyaz Saray’ın 'İran’a saldırıyı haklı çıkaracak pek çok argümanımız var' çıkışı, operasyonun hukuki zeminini hazırlarken; bölgeye sevk edilen 150’den fazla dev nakliye uçağı, hazırlığın sadece hava saldırısıyla sınırlı kalmayacak devasa bir lojistik derinliğe sahip olduğunu kanıtlıyor.

HÜRMÜZ VE HARK ADASI

Askeri analistlerin çizdiği senaryolara göre, ABD’nin ilk hedefi dünya petrol trafiğinin kalbi olan Hürmüz Boğazı olacak. Küresel enerji arzının güvenliğini sağlamak amacıyla bölgedeki İran savunma bataryalarının ilk etapta imha edilmesi bekleniyor. Bir diğer kritik hedef ise İran’ın "ekonomik can damarı" olarak bilinen Hark Adası’ndaki dev petrol terminalleri ve depolama tesisleri. Bu tesislerin devre dışı bırakılmasıyla Tahran’ın finansal hareket kabiliyetinin tamamen çökertilmesi hedefleniyor.

12 GÜNLÜK SAVAŞIN ÖTESİNDE BİR OPERASYON

Axios tarafından paylaşılan detaylar, beklenen harekatın Haziran 2025’teki kısa süreli çatışmalardan çok daha şiddetli ve haftalarca sürecek bir "hava şemsiyesi" operasyonu olacağına işaret ediyor. Son 72 saat içinde bölgedeki üslere onlarca F-22, F-35 ve F-16 savaş uçağının yanı sıra yakıt ikmal ve AWACS uçaklarının konuşlandırılması, saldırının "tek gecelik bir uyarı" değil, topyekûn bir askeri harekat olacağı iddialarını güçlendiriyor.

DIEGO GARCIA VE İNGİLTERE İLE ÜS KRİZİ

Harekatın lojistik merkezi olarak görülen Diego Garcia Adası ise Washington ile Londra arasında diplomatik bir krize dönüştü. Başkan Trump’ın "İran’ı bu adadan vurabiliriz" açıklamalarına karşın, İngiliz hükümetinin (BBC’nin iddiasına göre) üssün saldırı amaçlı kullanımına onay vermediği belirtiliyor. Trump’ın adanın Morityus’a devriyle ilgili süreci "zayıflık" olarak nitelediği bilinirken, bölgedeki USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemisi filoları ise İsrail’i olası hipersonik füze misillemelerine karşı korumak için pozisyon almış durumda.