Ocak ayı enflasyonu beklentilerin üzerine çıktı. TÜFE yüzde 4,84 olarak açıklandı. Türkiye, dört yılı aşkın süredir yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonla yaşamaya devam ederken, bu tablonun kısa vadede değişeceğine dair güçlü bir işaret de yok.

Ancak bu kez tartışma yalnızca açıklanan rakamda değil, enflasyonun nasıl hesaplandığında düğümleniyor.

Ana harcama gruplarının ağırlıklarında yapılan değişiklikler, kamuoyunda yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Sözcü Yazarı ve Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, TÜİK’in son hamlesini şu sözlerle değerlendirdi:

“Açıkladığı rakamlar uzun süredir tartışmalı olan TÜİK, ana harcama gruplarının ağırlık oranlarını değiştirdi. Enflasyonu yukarı çeken gıda, konut, eğitim ve sağlık gibi kalemlerin payı düşürüldü.”

Aydoğmuş’a göre yapılan değişiklikler tesadüf değil. Özellikle hane halkının en yoğun hissettiği kalemlerdeki ağırlık düşüşü, manşet enflasyonu aşağı çekmeye hizmet ediyor.

“Konut harcamalarının ağırlığı yüzde 15,26’dan 11,40’a indirildi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu ise 24,97’den 24,44’e çekildi. Aşağı yönlü revizyon eğitim ve sağlıkta da yapıldı. Bu teknik değişiklikler küçük gibi görünse de sonucu doğrudan etkiliyor.

Hatta şöyle ilginç detay başlıklar verebiliriz. Alt başlıklar itibariyle ‘Taze meyve ve sebze’ payı %5’ten %3,9’a düşürülmüş. Alkolün payı 0,3’ten 0,6’ya yükseltilirken, tütün mamullerinin payı 3,2’den 2,2’ye düşürülmüş. Sanırım TÜİK, ahalinin daha çok alkol tüketip, daha az tütün kullandığını düşünmüş ki, böyle bir değişiklik yapmış. Elbette ironi yapıyorum ama bu değişim verisi bile tamamen enflasyon rakamını manipüle etmeye alık bir tavır olduğunu gösteriyor.”

Aydoğmuş, eski hesaplama yöntemi kullanılsaydı ortaya çıkacak tabloyu da net rakamlarla anlattı:

“Aralık 2025’te geçerli olan ağırlıklar korunmuş olsaydı, Ocak ayı enflasyonu yüzde 4,84 değil, 4,92 olacaktı. Yıllık enflasyon da yüzde 30,65 değil, 30,76 seviyesinde açıklanacaktı.”

Ancak asıl kırılma noktası, yıl sonu hedeflerinde yaşanıyor.

Merkez Bankası’nın 2026 yılı için resmi enflasyon hedefi yüzde 16. Artı–eksi 3 puanlık bant da masada. Buna rağmen daha ilk aydan hedeflerin şaştığına dikkat çekiliyor.

Aydoğmuş’a göre tablo oldukça net:

“Yıl sonunda yüzde 16’lık enflasyonun tutması için kalan 11 ayda aylık ortalama enflasyonun yüzde 0,93 olması gerekiyor. Yüzde 19 için bile bu rakam 1,16. Bu trendin yakalanması gerçekçi değil.”

Bu nedenle gözler Şubat ayında yapılacak Merkez Bankası toplantısına çevrilmiş durumda.

“Şubat ayında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası enflasyon raporunu açıklayacak. Büyük ihtimalle yıl sonu hedefi yukarı yönlü revize edilecek. Geçen yıl hedef 21’den 24’e çıkarılmıştı. Bu kez merkez hedefin 20 seviyesine çekilmesi, üst bantla birlikte 23’ün hedeflenmesi olası. Ancak 23 bile oldukça zor.”

Aydoğmuş, yalnızca ağırlık değişikliklerinin değil, fiyat verilerinin seçili şekilde ele alınmasının da sorun yarattığını vurguladı. Özellikle akaryakıt kaleminde dikkat çekici bir fark olduğuna işaret etti:

“Ocak ayı için motorin fiyatı 55,9777 TL olarak esas alındı. Oysa İstanbul Avrupa Yakası’nda motorin 1 Ocak’ta 54,46 TL, 31 Ocak’ta 57,43 TL idi. Bu yüzde 5,5’lik bir artış demek.”

Ancak TÜİK’in baz aldığı rakamlar üzerinden artış oranı çok daha düşük yansıtıldı:

“Aralık’ta 54,7966 TL, Ocak’ta 55,9777 TL alındığı için artış yüzde 2,16 olarak hesaplandı. Gerçek hayatla tablo örtüşmüyor.”

Ortaya çıkan tabloya dair genel değerlendirme yapan Aydoğmuş, TÜİK’i eleştirdi ve emeğe yapılan haksızlığa vurgu yaptı.

“Hesaplama yöntemiyle oynamak, fiyat hareketlerini farklı yorumlamak, TÜİK’e yönelik eleştirilerin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Enflasyonu olduğundan düşük göstermek; maaş artışlarını, emekliyi, asgari ücretliyi ve sabit gelirliyi perdelemek anlamına geliyor. Rakamlarla oynansa da enflasyon gerçeği vatandaşın hayatının tam ortasında duruyor.”