TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye'de 18-74 yaş aralığında bireyler içerisinde yaklaşık 25 milyon kadar kişinin iş hayatının yanı sıra ek sorumluluklar aldığı ortaya konuldu. Bu verilere göre 25 milyon aktif çalışan mesai sonrasında bir ikinci mesai" yapıyor. Aile bireyleri, çocuklar, anne babalar ile ilgilenmeyi kapsayan bu ek mesailer ile yoğunluk yalnızca gün içerisinde değil günün her saatine yayılıyor ve bitmeyen bir mesai ortaya çıkıyor. 

25 MİLYON KİŞİ HASSAS DENGE KURMAYA ÇALIŞIYOR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan İş ve Aile Yaşamının Dengelenmesi verilerine göre, 18-74 yaş grubundaki yaklaşık 25 milyon kişi, profesyonel iş hayatının yanı sıra evde bakım sorumluluğunu da omuzluyor. Bu rakam, toplumun büyük bir kesiminin sosyal hayat ile iş yaşamı arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığını kanıtlıyor.

ÇOCUK BAKIMINDA EŞİTLİK SİNYALLERİ

Verilerdeki en dikkat çekici noktalardan biri çocuk bakımına dair alışkanlıklar. Modern aile yapısında sorumluluk paylaşımı giderek artıyor:

Ortak Sorumluluk: Eşiyle birlikte çocuğuna bakanların oranı %51 seviyesine ulaştı.

Kadınların Rolü: Bakım yükümlülüğünde kadınlar hâlâ öncü rolde olsa da, erkeklerin sürece katılım oranı geçmiş yıllara oranla artış gösteriyor.

SORUMLULUK SADECE ÇOCUKLA SINIRLI DEĞİL

"İkinci mesai" kavramı sadece ebeveynleri kapsamıyor. Türkiye'de yaşlanan nüfusla birlikte, yetişkin bakımına duyulan ihtiyaç da artıyor. 25 milyonluk kitlenin sorumluluk alanları şunları kapsıyor:

Çocuk Bakımı: Okul öncesi ve okul çağı çocukların günlük ihtiyaçları.

Yaşlı Bakımı: Anne ve babaların sağlık ve hane yönetimi süreçleri.

Engelli Yakınları: Özel ilgi ve sürekli bakım gerektiren aile bireyleri.

Araştırmalar, evdeki bu yoğun bakım sorumluluğunun çalışanların kariyer tercihlerini ve iş yerindeki verimliliklerini doğrudan etkilediğini gösteriyor.

MESAİ BİTSE DE DEĞİŞMİYOR

Birçok çalışan için akşam 18:00’den sonrası; yemek hazırlığı, ders yardımı, ilaç takibi ve hane düzeni gibi fiziksel ve zihinsel emek gerektiren süreçlerle geçiyor. Uzmanlar, bu durumun "tükenmişlik sendromu" riskini artırdığına dikkat çekerek, iş-özel hayat dengesini koruyacak sosyal politikaların önemini vurguluyor.

TÜİK verileri, Türkiye'de çalışma yaşamının sadece ofis duvarları arasında kalmadığını, milyonlarca evin aslında birer "ikinci iş yeri" olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.