CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.
Özel, AKP’ye geçeceği öne sürülen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa sürecini detaylarıyla anlattı.
ÖZEL VE YAVAŞ SALONA BİRLİKTE GİRDİ

Özel, TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantısına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte katıldı.
Toplantıya ilçe belediye başkanları, il ve ilçe başkanları katıldı.
Öte yandan Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifasının ardından CHP'li Keçiören Belediye Meclis üyelerinin tamamı grup toplantısına katıldı.
Oldukça kalabalık olan grup toplantısında 'kurtuluş yok tek başına' ve 'Keçiören burada, dimdik ayakta' sloganları atıldı.
Özel, konuşmasının başında 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenleri andı, hayatını kaybedenler için bir kez daha başsağlığı diledi.
CHP lideri Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"PARTİMİZ TARİHİNİN EN AĞIR SALDIRISI ALTINDA"
-Gerçekle yüzleşmek, sokağa inmekle oluyor. Osmaniye'ye 10 milyonluk bir sahne kurdurup, atıp tutmakla, depremi yaşayana video izletmekle siyaset olmuyor. Konteyner kente gitmeden, ayakları çamurda çocuğu görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden, mücbir sebep mağdurlarıyla ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engelleri AK Partili müteahhitlerin zenginlerini kayırdığını dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor. Brandayla siyaset dönemi AKP'nin çöküş dönemidir.
-Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi, biz Islahiye'de, Nurdağı'ndaydık, Osmaniye'deydik Sayın Erdoğan da 'eli kanlı katil' dediği ama daha sonra Amerika'nın işaret verip de doları görünce kardeşine sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensinin yanındaydı. 'Darbeci' dediği Sisi'yle kucaklaşmaya, iltifatlar etmeye gitmişti.
-Acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Barınma krizi sürüyor, rezerv alan, mücbir sebep mağduriyetleri devam ediyor. Eğitim ve sağlıktaki sıkıntılar katlanılamaz boyutta ve daha bugün deprem bölgesinde araştırma yapan kuruluşların raporlar gelmeye başladı. 11 il için yapılan algı operasyonu 70 vilayette de çok büyük karşılık görmüyor ama 11 şehre sorulan soruların cevabında bırakın vatandaşın memnuniyeti, perişan olduğu, öyle anlatılana hele hele iyiymiş gibi gösterilenlerin tepkisi deprem bölgesindeki çalışmalarda ortaya çıktı.
"ŞAŞIRILACAK BİR ŞEY YOK"
-Biz gittiğimiz günden itibaren depremde enkazdan çakıl taşı kaldırandan ya da yeni ev için temel kazandan, son kiremiti koyana kadar emeği geçen tüm siyasetçilerden Allah razı olsun diye sözlerime başladım. Mısır'dan, Sisi'den kopup geldi 'bunlar deprem turisti' dedi. Hemen saydırdım. Bölgeye 34 kez gitmiş, o bu sözleri söylediğinde CHP'nin genel başkanı 55. ziyasetini tamamladı da geldi."
Özel, "'Deprem bölgesinde, enkazlarda yoktular' dedi. Şunu hatırlatmak isterim; şehirlerimizi afetlere hazırlamak, afet anında etkin müdahale, afet sonrası iyileştirme, şehirleri ayağa kaldırma merkezi yönetimin işi. Bunun için milletten devasa vergiler alınıyor, milletimiz de bunu deprem bölgesine gidecek diye ödedi. Dönüp dolaşıp video izletiyor ve diyor ki 'ana muhalefet gitmedi, yapmadı, her şeyi biz yaptık'" diyerek belediyelerin deprem bölgesindeki faaliyetlerini içeren bir video izletti.
Özel, "Tayyip bey 'yapmadılar' diyene kadar bunları izletmiyorduk. Depremin ilk günlerinde deprem bölgesine ne giderse gitsin AFAD'a bildirilecek denilmişti. AFAD'ın kayıtlarına bildirerek 9 bin 638 araç, 28 bin 521 personelle deprem bölgesindeydik. 7 bin 200 tırla, 4 uçak, 6 gemiyle gıdadan, sağlık malzemesine, çadırdan, torbaya her şeyi götürdük. 155 mobil mutfak kurduk. 163 ikram aracı kurduk. 18 mobil fırın kurduk, 3 milyona yakın battaniye, 2 bin 220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, bin 810 konteynerı gittik AFAD'ın bilgisi dahilinde teslim ettik. 67 tane kalıcı eserimiz var; içinde yaşam vadileri de var, köprü inşaatı da var, okul da var" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın izlettiği videoda bile Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin kamyonu ve ASAT ekiplerinin kamyonlarının yapım çalışmasında yer aldığını belirten Özel, "Allah demek ki böyle ayaklarına dolaştırıyor. Oradaki vatandaş da biliyor. Allah milletin gönlünde olanı nasıl diğer 70 ile yalanla, iftirayla anlatırsın, böyle ayağına dolaştırır işte" dedi.
"ÖZELLEŞTİRMELERİN YÜZDE 86'SI AKP DÖNEMİNDE"
-Cumhuriyet tarihimizdeki özelleştirmelerin %86’sı, 1986’dan bu yana yapılan özelleştirmelerin %86’sı AK Parti’nin döneminde yapıldı. Şeker fabrikalarını bunlar sattı. Termik santralleri, limanları, ne bulduysa sattılar. Şimdi iki Boğaz köprüsü ve 7 otoyolu özelleştirmek istiyorlar.
-Resmi bir açıklama yok, nihayet İBB’deki bir belediye meclis üyeleri baklayı ağzından çıkardı ama hazırlıklar biliniyor ki ve yalanlamıyorlar da zaten. Satışta yetkiyi İngiliz Ernst & Young firmasına vermişler.
-Kanadalı BTY grubu da teknik danışman yapmışlar. İki köprünün ve 7 tane otoyolun sadece geçen yılki geliri 600 milyon dolar. Bakım masrafı %2. İki masraf ediyon 98 kar ediyorsun. Şimdi burayı 3 milyar dolara... Yani 5 yıllık gelirini peşin almak için...
ÖZEL'DEN YANIT
-Değerli arkadaşlar, gelelim sıcak bir mevzuya. Bu iktidar milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü ve bunun sonucunda son girdiği seçimlerde de ilk kez yenildi.
-Biz ilk girdiğimiz seçimde ki öyle söz vermiştik; demiştik ki nasıl rahmetli Ecevit 1970'lerde partisinin başında girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardıysa, ben de partinin genel başkanı olursam bir seçimden birinci çıkmazsam görevimi bırakacağım, partiyi kurultaya taşıyacağım.
-5 ay sonra ilk sınava girdik. Allah'a şükür hepinizin emeğiyle, büyük gayretleriyle 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Erdoğan'ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. Eskiden şöyle diyordu Devlet Bey'e: 'Geçmiş Türkeş'in yerine, 30 yılı bulacak, sürekli yeniliyor hala duruyor. Hadi diyor var mısın; bu seçimlerden birinci parti çıkamayan partisini bıraksın.' Dönüyor Kemal Bey'e söylüyordu, diğer siyasi rakiplerine söylüyordu. Bu sene, geçen sene seçimlerden birinci çıkmadığı için ağzını açmıyor. Hiç görevi bırakmaktan bahsetmiyor.
-Tabii Türkiye'nin yüzde 65'ini kazandık. Ege'nin tamamını kazandık. Bir bölgede belediyesi sadece... her bölgede belediyesi olan tek parti olmayı başardık. Tabii Ankara'da yıllarca iki belediye, seçimden geçen seçim döneminde 2019'da üç belediye, seçimden hemen önce dört belediye olan sayımızı 16'ya çıkardık. Hakkını teslim etmek lazım. Hakkını teslim etmek lazım o süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş'la... Bazen elindeki anketlerle günde dört kez beş kez koşa koşa gide gele aday belirleme sürecinde birlikte oturduk, örgütümüzü dinledik. Kimi yerde anket yaptık, kimi yerde özel çalışmalar yürütüldü.
-Ama kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi'ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: 'Bu iddialar var, buna ne diyorsun?' Kendisi... Ben dedim ki: 'Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.'
-Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar!
Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti'yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu... Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan'a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, 'ben AK Parti'ye geçersem benden gelir misin?' diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öyle şeyler ki birazdan bambaşka bambaşka şahidi gelecek şimdi bunun, sürpriz bir şahit grup var buna.
-Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti'ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları 'evet katılıyordu' diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! 'Ya deme böyle' dediği övgüler bana... 'Sen Atatürk'ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin' diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla 'ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim' falan...
-Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki 'efendim anneme küfretti...' Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; 'milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü...' işte şey yapacak ya... 'Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.' Birini ispatla birini, birini ispatla!
MESAJLARI TEK TEK OKUDU
-Bakın benim değil, onun sızdırdığı... Ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım, çok utanacağım mesajlaşmaya bakın, mesajlaşmaya bakın.
-CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor.
-Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa... Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa... Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın.
Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları... Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri:
-Sen bana geldin ve dedin ki: 'Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım' dedin.
-Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.
-Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.
-Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.
-Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.
-O Mesut beni kandırdıysa o Mesut'un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti'nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.
-Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti'nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.
Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.
-Bunlar Mesut Bey'in telefonundan aldığı ve mahkemeye vereceğini söylediği, basına yolladığı yazışmalar. CHP Genel Başkanı'nın; iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti'nin yaklaşımı ortadadır.
Şimdi burada şahitler var. Hani diyor ya 'Genel Başkan bana onu yazdı bunu yazdı da ondan parti değiştiriyorum, yoksa değiştirmeyecektim.' Cümle alem biliyor da, hepimiz biliyor da... Burada Ankaragüçlüler var mı Ankaragüçlüler?
ÖZARSLAN'IN ANKARAGÜCÜ'NE YAPTIĞI TEKLİFİ AÇIKLADI
-Şimdi bu Ankaragücü'nün; Gecekondu, Sol Açık ve Bekar Evi Çocukları diye üç tribün grubunun liderleri ve önde gelenleri burada. Kendileri bize Meclis’e 3000 kişiyle girmek istediklerini söylediler ancak bu kadarını Aylin Hanım (Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka) sokabildi.
Bütün ajanslara açıktır: ANKA, Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı... Bahçede kendileriyle konuşabilirsiniz. Tribün liderlerine daha dün; bu iş ortaya çıkıp da bu rezalet patlayıp da millet bizi kıracak, onu mazur görecek düşünüp pazar günü aldığı garantiye güvenip diyor ki: 'Çarşamba günü AK Parti grubuna katılıyorum, Ankaragücü olarak yanımızda durun. Her ihtiyacınızı karşılayayım.' Tribün lideri ne dedi? 'Sana da ayda 10 bin dolar alayım!' Buyurun, yapın röportajı son dakika verin! Buyurun!
-Ankaragücü tribün liderlerine sorun. Çarşamba günü geçerken arkasında CHP'den bir kibrit çöpü götüremeyeceğini biliyor.
-Sanki şanlı, şerefli Atatürk'ün kulübü, göğsünde Atatürk'ü onurla taşıyan kulübü parayla satın alacağını düşünüyor; kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor. Oysa Ankaragücü böyle bir utanmazlığın değil, şerefli geçmişinin arkasında durmaktadır. Atatürk'ün partisinin arkasında
Şimdi burada iki husus var, çok konuşulacak, çok konuşulan... Bu Tosuncuk var ya Tosuncuk (Çiftlik Bank vurgusu), hani bir Tosuncuk milletin paralarını aldı kaçtı. Bu Tosuncuk da milletin helal oylarını almış kaçmaya kalkıyor!
-Şimdi; AKP Meclis Üyesi Fatih Ünal; 207871, 864, 115177 ve 115178 sayılı dosyalarda 'ihaleye fesat karıştırma' ve çeşitli suçlamalarla bunun hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Osman Gökçek (Ankara Milletvekili); 115707 dosya numarasıyla bunun hakkında suç duyurularında bulunmuşlar.
-Ve ben kendisini cuma günü akşam aradığımda bana şöyle dedi: 'Öyle yapmam, o kadar altın... Bir tweet at, pazartesiye bir işim var onu beklesem olmaz mı?' dedi. Dün kendisinin dönemiyle ilgili savcılık soruşturma... daha doğrusu müfettiş görevlendirildi soruşturma izni verilip verilmemesine dair.
-Ve eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok diyor ki: 'Parti değiştirmek için kapı kapı gezen Keçiören Belediye Başkanı' diyor.
-Diyor ki: 'Mesela parti değiştirme uğruna birilerine yaranmak için peşkeş çekilen otoparkın üstüne ışık ve ses gösterili su meydanının ihalesi nasıl oluyor da bir firmaya giriyor?' diyor. Yani diyor ki: 'Bizim partiye geçmek için kapı kapı geziyorsun ve bunun için ihaleyi bizden birine, AK Parti'den birine tek başına veriyorsun' diyor.
"DİRENENLER ASLANLAR GİBİ YATIYOR ÖBÜRÜ TOPUKLAYIP AK PARTİ'YE GEÇİYOR"
Ben defalarca sordum. 'Bu Portaş falan' diyorlar. Bu Portaş kaç kere denetlendi? Ne müfettişler geldi gitti. Ama Portaş'ta olmayan ama kendisinde olan, kendisinin korktuğu ya da bu topuklu efede vardı ya; adam herkese aynı şeyi söylüyor.
-Direnenler aslanlar gibi yatıyor; Zeydan Başkan (Zeydan Karalar) gibi yatıyor çıkıyor, öbürü topuklayıp AK Parti'ye geçiyor.