Arkeologlar tarafından bazalt taşlara kazınmış halde bulunan üç yazıtın, Urartu Kralı Minua dönemine (MÖ 810–786) ait olduğu belirlendi. Metinlerin çözülmesiyle birlikte, krallığın askeri seferleri ve kazandığı zaferler hakkında bugüne kadar bilinmeyen ayrıntılar ortaya çıktı.
"KİMSENİN ELE GEÇİREMEDİĞİ ŞEHRİ FETHETTİM"
Yazıtların çözümünü Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden doçent Sabahatttin Erdoğan ile İstanbul Üniversitesi'nden araştırmacı Anastasia Syuglüm gerçekleştirdi. Metinlerde en dikkat çeken bölüm, Luhuni adlı bir kentin fethini anlatan satırlar oldu.
Kral Minua'nın, "Benden önce kimsenin fethedemediği Luhuni şehrini ele geçirdim" ifadeleriyle zaferini övgüyle anlattığı ortaya çıktı. Bu bölümün ise Urartu'nun bölgedeki askeri üstünlüğünü ve yayılmacı politikalarını tüm açıklığıyla ortaya koyduğu vurgulandı.
EKONOMİK AÇIDAN DA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR
Yazıtlarda ayrıca savaş ganimetlerine dair ayrıntılı bilgiler de yer alıyor. Metinlerde esir alınan erkek ve kadınlardan, başkente götürülen at sürülerine, sığır ve koyunlara kadar birçok detayın sıralandığı görüldü. Bu bulgular, seferlerin sadece askeri değil aynı zamanda ekonomik açıdan da büyük önem taşıdığını gösteriyor.
SADECE ASKERİ ÜS DEĞİLMİŞ
Yazıtların, Urartu'nun en yüce tanrısı Haldi'ye adanan bir tapınağın duvarlarında bulunması da dikkat çekti. Metinlerin "Tanrı Haldi'nin gücüyle, İşpuini'nin oğlu Minua der ki…" şeklinde başlaması, dönemde din ile devlet yönetimi arasındaki güçlü bağı simgeliyor. Urartuların askeri başarılarını ise tanrıların birer lütfu olarak gördüğü anlaşılıyor.
Kale içinde "Susi" tipi olarak bilinen, dar girişli kare planlı bir tapınağın bulunması ise Körzüt'ün rolüne dair bakış açısını değiştirdi. Daha önce sadece askeri bir yapı olduğu düşünülen kalenin, aslında aynı zamanda idari ve dini bir merkez olduğu anlaşıldı. Araştırmacılara göre burası, ticaret yollarını ve verimli ovaları kontrol eden stratejik bir noktaydı.
TARİHİN KAYIP SAYFALARI YENİDEN YAZILIYOR
Dünyanın farklı yerlerinden tarihçilerin dikkat kesildiği keşif, kalenin inşa tarihine ilişkin uzun süredir devam eden tartışmalara da netlik kazandırdı. Yazıtlarda Kral Minua'nın adının geçmesi sayesinde, kalenin ve tapınağın MÖ 9. yüzyılın sonlarında, Urartu'nun en güçlü döneminde inşa edildiği kesinleşti.
Ayrıca bölgede yıllar içinde köylerde bulunan farklı yazıt parçalarının da büyük ölçüde bu kaleye ait olduğu anlaşıldı. Araştırmacılar, bu parçaları bir araya getirerek daha kapsamlı bir tören yazıtını yeniden oluşturmayı ve Urartu diline dair önceki çeviri hatalarını düzeltmeyi hedefliyor.