Türkiye'nin yakın siyasi ve ekonomik tarihine damga vuran isimlerden biri olan Bayındır Holding'in patronu Kamuran Çörtük'ün hikayesi, bir başarı öyküsü olarak başlayıp ibretlik bir çöküşle sona erdi.
1950 yılında Samsun’da Kavala göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Çörtük, inşaat mühendisi olarak atıldığı iş hayatında hızla yükseldi. 1980’lerin başında kurduğu AR Yapı ve ardından genç mühendislerle "vakıf mantığıyla" kurduğu ortaklık yapısı, onu sektörde farklı bir yere taşıdı. Turizm hamlesiyle Antalya’daki tatil köyleri, Ankara ve İstanbul’daki dev konut projeleri (Gökkuşağı Sitesi, Kirazlı Villaları) ve Bayındır Hastanesi yatırımları, şirketi kısa sürede bir holdinge dönüştürdü.

Ancak Çörtük'ü asıl zirveye taşıyan, 1993 yılında Pakistan'da kazandığı 575 milyon dolarlık İslamabad-Peşaver otoyolu ihalesi oldu. 1994 yılına gelindiğinde 32 şirketi, 3500 çalışanı ve devasa cirosuyla Çörtük, artık Türkiye’nin en büyük iş adamlarından biriydi.
DEMİREL'İN KANATLARINDAN SKANDALLARIN GÖBEĞİNE
Kamuran Çörtük’ün yükselişindeki en büyük itici güç, dönemin Başbakanı ve ardından Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel ile kurduğu yakın ilişkiydi. Demirel’in tatillerini Çörtük’ün otellerinde geçirmesi, sağlık kontrollerini Bayındır Hastanesi'nde yaptırması ve Çörtük'ün Demirel'in elini öptüğü kareler, iş dünyasında ona "Demirel'in manevi oğlu" yakıştırmasının yapılmasına neden oldu. Hatta iptal edilen Pakistan ihalesinin, Demirel’in bizzat devreye girmesiyle yeniden Bayındır Holding’e verildiği iddiaları uzun süre konuşuldu.
Ancak bu rüzgar, 1998’deki Türkbank skandalıyla tersine döndü. İş adamı Korkmaz Yiğit’in ifşalarında adı geçen Çörtük, siyaset-mafya-ticaret üçgenindeki iddiaların odağına yerleşti. Bu süreç, onun dokunulmaz zırhını delmeye başladı. 1999 depreminde Bayındır Holding tarafından yapılan Bolu Tüneli viyadüklerinin hasar görmesi ise kamuoyundaki öfkeyi zirveye taşıdı.

PATRONLAR KULÜBÜNDEN KOVULAN İLK İSİM
İşlerin sarpa sarmasıyla birlikte Çörtük için kaçınılmaz sonun başlangıcı geldi. TÜSİAD, tarihinde bir ilke imza atarak, canlı yayında yapılan oylamayla Kamuran Çörtük’ü üyelikten ihraç etti. "Büyük Patronlar Kulübü"nden kovulan ilk üye olarak tarihe geçen Çörtük, "Sıkıysa atsınlar" dese de bu prestij kaybını engelleyemedi.
2001 krizi ve ardından gelen "Balina Operasyonu" (naylon fatura iddiaları), imparatorluğun tamamen çökmesine neden oldu. Bayındırbank’a TMSF tarafından el konuldu, Romanya’daki bankasının lisansı iptal edildi ve tüm mal varlığına tedbir geldi.
Bir zamanlar "Yılın Uluslararası İş Adamı" seçilen Çörtük, yıllar süren yargılamaların ardından Yargıtay'ın 5 yıllık hapis cezasını onamasıyla karşı karşıya kaldı. Siyasetin ve sermayenin gücünü arkasına alarak gökyüzüne uzanan bu kariyer, gücün kaybedildiğinde düşüşün ne kadar sert olabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak arşivlerdeki yerini aldı.