Avustralya’da amatör bir define avcısı, düşük bütçeli bir metal dedektörüyle çıktığı aramadan hayatını değiştirecek değerde bir altın kütlesiyle döndü. Sıradan bir kırsal yürüyüş olarak başlayan gün, Victoria eyaletindeki Golden Triangle bölgesinde yapılan tek bir keşifle yıllarca anlatılacak bir hikayeye dönüştü.

Söz konusu keşif, 1800’lerden bu yana madencilik yapılan Golden Triangle (Altın Üçgen) olarak bilinen, tarım alanları ve seyrek ormanlardan oluşan bölgede gerçekleşti. Kimliği açıklanmayan ziyaretçi, yaptığı bu buluşla, bölgenin hâlâ yüzeyin hemen altında saklı altın barındırdığını ve bunun bir ailenin mali durumunu bir gecede değiştirebileceğini gösterdi.

80 MİLYON ONS ALTIN ÜRETEN BÖLGE

Merkezi Victoria’daki bu altın kuşağına dair bilimsel bilgilerin büyük bölümü, Melbourne Üniversitesi’nden jeolog G. Neil Phillips liderliğindeki araştırmalara dayanıyor. Bu çalışmalar, altın açısından zengin akışkanların antik kayalar içinde nasıl hareket ettiğini ve zamanla madenleri ve hobi amaçlı aramaları besleyen cepler halinde biriktiğini ortaya koyuyor. Bölge, 19. yüzyıldan bu yana 80 milyon onsdan fazla altın üretmiş büyük bir altın eyaletinin parçası olarak öne çıkıyor.

Bölgedeki altınların çoğu, uzun jeolojik zaman dilimleri boyunca oluşmuş kuvars dolgulu çatlaklar ve gömülü eski nehir yataklarından geldi. Yetkililer, dünyanın en büyük altın külçelerinin bir kısmının da bu merkezi Victoria kuşağından çıktığını hatırlatıyor. Bu nedenle hafta sonları hâlâ kampçılar, elekle ve dedektörlerle eski kazı alanlarına ve dere yataklarına dağılıyor.

160 BİN DOLAR DEĞERİNDE

Bu hikâyeyi sıra dışı kılan buluş ise Geelong’daki bir dükkana taşınan kaya oldu. Yaklaşık 14,5 kilogram ağırlığındaki kayanın içinde 2,6 kilogram, altın bulunduğu belirlendi. Yaklaşık 160 bin ABD doları (yaklaşık 6 milyon 880 bin lira) değer biçilen bu parça, çoğu dedektör kullanıcısının gün sonunda yalnızca yakıt masrafını karşılayacak kadar küçük pullar bulduğu düşünüldüğünde son derece nadir bir keşif olarak değerlendiriliyor.

Bulunan parça, nehir yatağından çıkmış saf bir külçe değil, kuvars ve altının birbirine kilitlendiği bir örnekti. Uzmanlara göre bu tür örnekler, altın ve kuvarsın yer altındaki çatlakları nasıl doldurduğunu gösteren jeolojik zaman kapsülleri niteliği taşıyor. Zamanla aşınma bu damarları parçalıyor, bazı parçalar yamaçlardan aşağı taşınıyor ve normal kazı derinliğinin hemen altında kalabiliyor.