Arizona Üniversitesi’nden astronomi profesörü Chris Impey, sesin bir sıkışma dalgası olduğunu ve bu dalgaların, moleküllerin birbirine çarpmasıyla oluştuğunu hatırlatıyor.
Boşlukta ise neredeyse hiç molekül olmadığı için bu çarpışmalar gerçekleşmez. Galaksiler arası boşlukta, metreküp başına ortalama bir atomdan daha az madde bulunur; bu da Dünya’daki havadan katrilyonlarca kat daha düşük yoğunluk demektir. Dolayısıyla, başka galaksilerde ses oluşsa bile bize ulaşamaz.
TAMAMEN SESSİZ OLMAYAN YERLER VAR
Yine de uzay tamamen sessiz sayılmaz. Bazı bölgelerde — örneğin diğer gezegenlerin atmosferlerinde veya kara deliklerin olay ufku yakınlarında — yeterli yoğunlukta molekül bulunur ve titreşimler yayılabilir. Ancak bu ortamların yoğunluğu Dünya’dan çok farklı olduğu için bu sesler insan kulağıyla duyulamaz.
Örneğin, Perseus kümesindeki süper kütleli bir kara deliğin, çevresine gaz “püskürttüğü” ve bu sırada basınç dalgaları oluşturduğu tespit edildi. 2003’te yayımlanan araştırmaya göre, bu dalgalar son derece düşük bir Si bemol notasına denk geliyor yani orta Do’dan 57 oktav aşağıda, yani insanın duyamayacağı kadar derinde.
MARS'TA RÜZGAR SESİ...
Mars’ta ise rüzgar sesi kaydedildi. Bazı gezgin robotların mikrofonları bu sesleri algılayabiliyor. Ancak Mars atmosferi çok ince olduğundan, bu seslerin frekansı da insan duyma eşiğinin altında kalıyor.

Bilim insanları son yıllarda bu kozmik “sessizliği” dönüştürmek için sonifikasyon yöntemini kullanmaya başladı. Bu teknikle astronomi verileri sese çevriliyor, böylece hem bilimsel bağlam korunuyor hem de insanlar uzayın “nasıl duyulabileceğini” deneyimleyebiliyor. Arcand ve ekibi, Perseus kümesindeki kara deliğin sesini, bilimsel gerçekliğe sadık kalarak, “homurdanan ve gaz çıkaran” dev bir varlık gibi tasarladı.
Sonifikasyon çalışmaları, özellikle görme engelli bireyler için uzayı deneyimlemenin yeni yollarını açtı. NASA da uzak galaksilerden gelen X-ışını verilerini uğultular, homurtular ve patlamalar şeklinde yeniden yorumlamaya devam ediyor.