Her gün akıllı saatlerimizin ekranına bakıp o "10.000 adım" hedefini tutturmak için kendimizi paralıyor, o sihirli halkayı tamamlayamadığımızda da içten içe bir suçluluk hissediyoruz. Ancak tıp dünyasından gelen son haberler, bugüne kadar doğru bildiğimiz bu büyük ezberi tamamen bozacak cinsten. Dünyanın en prestijli tıp dergilerinde yayımlanan dev araştırmalar, uzun ve sağlıklı bir ömür için aslında her gün kilometrelerce yürümek zorunda olmadığımızı kanıtladı. Üstelik işin aslı araştırıldığında, yıllarca bilimsel bir gerçek yerine bir pazarlama stratejisinin peşinden koştuğumuz ortaya çıktı.

10 BİN ADIM EFSANESİNİN TİCARİ SIRRI 

Birçoğumuz 10 bin adım kuralının laboratuvarlarda yapılan tıbbi testlerin bir sonucu olduğunu düşünürüz. Oysa bu sayı, aslında 1965 yılında Japonya’da satışa sunulan bir adım sayarın reklam kampanyası için üretilmiş bir logodan ibaretti. Yani tamamen ticari bir kurnazlıktı. Massachusetts Üniversitesi’nin yürüttüğü ve tıp dünyasının en saygın yayınlarından The Lancet’te yayımlanan geniş kapsamlı analiz, bu efsanenin bilimsel bir temeli olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Bilim insanlarına göre, belirli bir sınırın ardından atılan fazladan adımlar, yaşam süresine sanıldığı gibi devasa bir katkı sağlamıyor.

KALBİ KORUYAN VE ÖMRÜ UZATAN GERÇEK SINIR

Peki, işin doğrusu ve vücudumuzu korumaya başlayacak o gerçek sınır ne? Avrupa Kardiyoloji Dergisi'nde, tam 226 binden fazla insanın verileri incelenerek yayımlanan küresel bir araştırma ezberleri tamamen altüst ediyor. Hareketsiz bir yaşamın getirdiği risklerden sıyrılmak ve kalp-damar hastalıklarından ölüm riskini azaltmaya başlamak için günde sadece 3.967 adım atmak yeterli oluyor. Hatta araştırmacılar, herhangi bir nedenden dolayı ölüm riskini aşağı çekmek için 2.337 adımın bile sağlığımızda ciddi bir dönüm noktası oluşturduğunu belirtiyor. Yani her gün saatlerce yürümek yerine, bu temel eşikleri aşmak bile hayat kurtarıcı bir role sahip.

YAŞ İLERLEDİKÇE SAKİNLEŞMEK EN SAĞLIKLISI

Elbette bu adımlardan alacağımız maksimum fayda yaşımıza göre değişiklik gösteriyor. Bilim insanları yürüyüş grafiğinin bir noktadan sonra düzleştiğini, yani ekstra adım atmanın sağlığa artı bir koruma katmadığını söylüyor. Örneğin, 60 yaşın altındaki genç ve orta yaşlı bireyler için yürüyüşün en yüksek fayda sağladığı aralık günde 7 bin ile 10 bin adım arası olarak ölçülüyor. Ancak 60 yaşın üzerindeki bireylerde bu grafik 6 bin ile 8 bin adım arasında sabitleniyor. Yani 60 yaşından sonra günde 8 bin adımın üzerine çıkmak için vücudu zorlamanın sağlığa fazladan bir getirisi bulunmuyor.

Kaynak olarak ekle

SAYIYI DEĞİL TEMPONUZ ARTTIRIN

Araştırmaların altını çizdiği ve belki de en çok gözden kaçırdığımız detay ise adımların sayısından ziyade kalitesi, yani yürüyüşün temposu olarak öne çıkıyor. Sydney Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, aheste aheste atılan binlerce adım yerine, daha kısa süreli ama tempolu, yani hızlı yürüyüş yapmanın çok daha etkili olduğunu gösteriyor. Hızlı adımlar; bunama, kanser ve kalp hastalıkları riskini çok daha keskin bir oranda düşürüyor. Kısacası, kendimizi sayılara hapsetmek yerine adımlarımızı biraz hızlandırmak, kalbimize ve geleceğimize yapacağımız en doğru yatırım gibi görünüyor.