Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzlukla başa çıkmak için tüketilen gıdaların glisemik indeksi ve protein kalitesi kritik önem taşıyor. Geleneksel sahur menülerinde yer alan yumurta ve peynir gibi hayvansal protein kaynaklarına alternatif olarak gösterilen kinoa, bitkisel protein ve lif yapısıyla dikkat çekiyor.
KİNOA TAM PROTEİN VE GLİSEMİK KONTROL SAĞLIYOR
Kinoa, çoğu tahılın aksine vücudun ihtiyaç duyduğu dokuz temel amino asidin tamamını içeren "tam protein" kaynağı olarak sınıflandırılmaktadır. Bu yapı, sindirim sürecinin yavaşlamasına ve amino asitlerin kana kademeli olarak salınmasına yardımcı olmaktadır.
Gıdanın sahurda tercih edilmesinin temel nedenleri şu şekilde sıralandı:
- Kinoa, kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açmayan düşük bir glisemik indekse sahiptir. Bu durum, sahur sonrası yaşanan ani acıkma krizlerinin ve halsizliğin önlenmesinde rol oynar.
- İçerdiği yoğun lif oranı, mide boşalma süresini uzatarak doygunluk hissinin günün ilerleyen saatlerine kadar korunmasına yardımcı olur.
- Magnezyum, demir ve potasyum açısından zengin olan bu tohum, uzun süreli açlıkta vücudun elektrolit dengesinin korunmasına destek sağlar.
YOĞURT VEYA SALATALARA EKLENEREK YENİYOR
Kinoanın içeriğindeki "saponin" adı verilen acı tadın giderilmesi için pişirme öncesinde bol suyla yıkanması teknik bir zorunluluktur. Sahurda genellikle haşlanmış şekilde yoğurt veya salatalara eklenerek ya da süt ile lapa kıvamında pişirilerek tüketilmektedir. Uzmanlar, kinoanın yanına eklenecek ceviz veya badem gibi sağlıklı yağların, tokluk süresini daha da optimize ettiğini ifade etmektedir.