Çalışmanın odağında, Alzheimer riskiyle uzun süredir ilişkilendirilen APOE geni yer alıyor. Ancak bu araştırmayı önceki çalışmalardan ayıran nokta, APOE geninin farklı varyasyonlarının çok daha ayrıntılı biçimde analiz edilmesi ve Alzheimer gelişme olasılığıyla yeniden eşleştirilmesi oldu. Bulgular, bu gene yönelik geliştirilecek tedavilerin Alzheimer’ın ortaya çıkmasını büyük ölçüde engelleyebileceğine işaret ediyor.
University College London (UCL) öncülüğündeki araştırma ekibi, APOE geninin üç ana varyasyonunu inceledi. Buna göre ε2 varyasyonu bilişsel gerilemeye karşı koruyucu etkiyle ilişkilendirilirken, bugüne kadar “nötr” kabul edilen ε3’ün sanılandan daha riskli olabileceği belirlendi. Alzheimer riskini ciddi biçimde artırdığı bilinen ε4 varyasyonu ise bu çalışmada da yüksek risk faktörü olarak öne çıktı.
Yaklaşık 470 bin kişiyi kapsayan dört büyük genetik veri seti üzerinde yapılan analizler, ε3 varyasyonunun aslında nötr olmadığını ve önemli bir risk faktörü sayılabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, ε3’ün toplumda en yaygın APOE varyasyonu olmasının bu etkinin bugüne kadar fark edilmemesinde rol oynadığını belirtiyor. Nüfusun yaklaşık dörtte üçünde bu varyasyon bulunuyor.
UCL’den genetik epidemiyolog Dylan Williams, ε3 ve ε4 varyasyonlarının birlikte değerlendirildiğinde APOE geninin neredeyse tüm Alzheimer vakalarında rol oynayabileceğini söyledi. Williams’a göre, ε4’ün zararlı etkisi uzun süredir bilinirken, yaygın olan ε3 varyasyonunun etkisi çoğu zaman göz ardı edildi.
Her bireyin APOE geninin iki kopyasını, birini annesinden birini babasından aldığına dikkat çekiliyor. Bu durum toplam altı farklı gen kombinasyonu ortaya çıkarıyor. Verilere göre ε2/ε2 kombinasyonu Alzheimer’a karşı en koruyucu yapı olarak öne çıkarken, ε4/ε4 kombinasyonu hastalık riskini en fazla artıran yapı olarak biliniyor. Toplumun büyük bir bölümü ise bu iki uç arasında yer alıyor.
Araştırmaya göre bu genetik kombinasyonlar yalnızca hastalık riskini değil, APOE geninin ürettiği proteinlerin yapısını ve işlevini de değiştiriyor. Bu proteinler, nöron onarımı, iltihaplanmanın kontrolü ve Alzheimer’la ilişkilendirilen amiloid-beta plaklarının temizlenmesi gibi kritik beyin süreçlerini doğrudan etkiliyor.
Bilim insanları, APOE genini ya da bu genin etkilediği moleküler yolları hedef almanın Alzheimer’ı daha ortaya çıkmadan engelleyebileceğini düşünüyor. Çalışmanın yalnızca Alzheimer için değil, demans için de önemli olduğu belirtilirken, verilerin tüm demans vakalarının neredeyse yarısının APOE geniyle ilişkilendirilebileceğini gösterdiği ifade ediliyor. Araştırma, bilimsel dergi NPJ Dementia’da yayımlandı.