Kanada'nın, geçmişte uyguladığı silah ambargolarını bir kenara bırakıp Türk insansız hava araçlarını (İHA) kendi ordusu için satın alma seçeneğini değerlendirdiği öğrenildi. 

Ottava yönetiminin 2019 yılında Türkiye'nin Suriye'ye yönelik askeri harekâtını gerekçe göstererek başlattığı ihracat kısıtlamaları, o dönem Kanada merkezli Wescam firmasının elektro-optik kamera sistemlerini kullanan Baykar ve TUSAŞ gibi Türk savunma sanayisi üreticilerini doğrudan etkilemişti. 

Bu hamlenin ardından Türk şirketlerinin yerli alternatiflere yönelerek kendi kamera sistemlerini başarıyla üretmeye başlamasıyla yeni bir dönem açılırken, aradan geçen yılların ardından Kanada'nın askeri dron tedariki için yüzünü yeniden Türkiye'ye döndüğü belirtiliyor.

İNSANSIZ HAVA ARAÇLARIYLA YAKINDAN İLGİLENİYORLAR 

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre Kanada, özellikle sınır güvenliği ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılmak üzere orta irtifa uzun havada kalışlı (MALE) insansız hava aracı sistemleriyle yakından ilgileniyor. 

Görüşmelerin henüz erken aşamada olduğu ve tarafların somut bir ortaklık için zemin aradığı ifade edilirken, Başbakan Mark Carney liderliğindeki yeni hükümet döneminde Kanada'nın savunma stratejisinde yaşanan bu köklü yaklaşım değişimi dikkat çekiyor. İki ülke arasındaki buzların eridiğine yönelik en somut sinyal ise geçtiğimiz günlerde İstanbul'da düzenlenen uluslararası bir panelde verildi.

KANADALI BAKAN'DAN İŞ BİRLİĞİ AÇIKLAMASI

İstanbul'daki etkinlikte Defense News’e konuşan Kanada Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Fuhr, ülkesinin Türkiye ile savunma sanayisi alanında çok daha yakın ve stratejik bir iş birliği yürütmeye hazır olduğunu resmen ilan etti. 

Fuhr, iki müttefik ülke arasında insansız hava araçlarının yanı sıra mühimmat üretimi ve son dönemin kritik ihtiyacı haline gelen anti-drone sistemlerinin potansiyel ortaklık alanları arasında yer aldığını kaydetti. 

Kanada'nın askeri ihtiyaçlarını sıfırdan geliştirmek yerine küresel pazarda rüştünü ispatlamış sistemlerle hızlıca karşılamayı amaçladığını belirten Fuhr, gelecekteki projelerin yalnızca doğrudan hazır alımla sınırlı kalmayacağını, ortak geliştirme ve üretim programlarını da kapsayabileceğini vurguladı.