Avrupa, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana ilk kez kendi nükleer caydırıcılığını geliştirme yollarını arıyor.

Kıta, bugüne dek ABD'nin nükleer şemsiyesine ve NATO'nun karşılıklı savunma anlaşmasına bel bağlıyordu. Ancak Washington'a olan güvenin sarsılması, Avrupa'yı dünyanın en büyük nükleer cephaneliğine sahip komşusu Rusya ile tek başına kalma tehlikesiyle yüz yüze bıraktı.

Mevcut durumda kıtada yalnızca İngiltere ve Fransa nükleer silah cephaneliğine sahip. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bu ay yapacağı konuşmada nükleer caydırıcılığını Avrupa'nın geri kalanına sunması bekleniyor.

Ukrayna'daki olayların ardından Macron, Fransız şemsiyesini genişletme olasılığını zaten gündeme getirmişti.

Bu kritik süreçte Avrupalı yetkililer, Moskova'ya verilen mesajlar konusunda temkinli davranarak görüşmeleri güvene dayalı dar kapsamlarda yürütüyor.

Teorik olarak diğer Avrupa ülkeleri yeterli finansmanla nükleer füzelere sahip olabilir fakat bu durum ağır maliyetler ve uluslararası antlaşma ihlalleri gibi sancılı seçimleri beraberinde getiriyor.

Bir müttefiki savunmayı taahhüt etmek, aynı zamanda saldırıya uğrama riskini kabul etmek anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Pavel Povdig, "Rusya'nın Estonya'yı işgal ettiğini hayal edin. Fransa'nın burada bir hesap yapması gerekir. Rusya'ya büyük zarar verme kapasiteleri var ancak Rusya da karşılık olarak Fransa'ya kesinlikle büyük zarar verecektir. Paris bunu göze almaya istekli olur mu?" sorusunu sordu.

Bu hassas dengeler nedeniyle yürütülen müzakereler, büyük oranda gizli tutuluyor. Öyle ki konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklara göre, görüşmelerden kendi bakanlarının dahi haberi olmayabiliyor.

ABD nükleer şemsiyesini yeni Avrupa nükleer silahlarıyla değiştirmek, askeri harcamaların halihazırda sınırları zorladığı bir dönemde çoğu ülke için karşılanamaz görünüyor.

Kıta, konvansiyonel askeri gücünü artırmak için şimdiden büyük kaynaklar harcıyor. 2025 yılında Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık'ın savunma harcamaları toplamda 530 milyar doları aşarak Polonya'nın tüm gayrisafi yurt içi hasılasının yarısını geride bıraktı.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nden Darya Dolzikova, Avrupa için en iyi hamlenin Rusya içindeki değerli hedefleri tehdit edebilecek gelişmiş nükleer olmayan silah cephaneliği geliştirmek olduğunu savunuyor.

Fransa ve Birleşik Krallık toplamda yaklaşık 400 konuşlandırılmış savaş başlığına sahipken, bu rakam Amerika Birleşik Devletleri'nin 1670 nükleer silah envanterinin oldukça gerisinde kalıyor.

Üstelik ABD ve Rusya arasındaki nükleer silahları kontrol eden Yeni START antlaşmasının bu ay sona ermesiyle Amerikan cephaneliğinin daha da büyüme ihtimali bulunuyor.