Trafik mevzuatında yaralamalı kazalarda olay yerini terk etmek, ağır yaptırımları beraberinde getiriyor. Antalya’da yaşanan son olayda, motosikletten düşen sürücünün kazanın hemen ardından değil, gecikmeli olarak hastaneye gitmesi "olay yerini terk" olarak değerlendirildi. Yasal düzenlemelere göre, yaralıların acil tıbbi müdahale gereksinimi ile kural ihlali arasında doğrudan bir bağ kurulamazsa, uygulanan cezai işlemlerin iptali mümkün olmuyor.
İLLİYET BAĞI ZORUNLULUĞU
Cezai yaptırımlardan kaçınmak için sürücülerin "illiyet bağı"nı, yani kural ihlali ile hastanın hayati durumu arasındaki bağlantıyı kanıtlaması şart koşuluyor. Durumu ağır olmayan bir hastanın taşınması sırasında yapılan ihlaller veya hastaneye ulaşımdaki makul olmayan gecikmeler, geçiş üstünlüğü hakkının suistimali olarak görülüyor. Yargıtay, yalnızca hayati risk taşıyan ve aciliyeti tıbbi belgelerle kanıtlanmış durumlarda özel araçların da geçiş üstünlüğüne sahip olduğuna hükmediyor.
OLAY YERİNİ TERK ETMENİN HUKUKİ SONUÇLARI
Yaralamalı kazalarda sürücülerin hastaneye müracaat süreleri, kaza yerini terk edip etmediklerinin tespitinde ana kriter olarak kullanılıyor. Makul süreyi aşan gecikmelerde sürücüler; ehliyetin geri alınması ve yüksek tutarlı adli para cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, kaza sonrası hastaneye sevk süreçlerinin mutlaka resmi kayıtlarla belgelendirilmesi ve yetkili birimlere anında bilgi verilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.