Milletlerin kendilerine has bazı davranış biçimleri vardır. Örneğin Japonların selam verirken karşılarındaki kişiye duydukları saygı kadar eğilmeleri, Çinlilerin beğendikleri yemeğin birazını bilerek tabakta bırakmaları ve biz Türklerin el öpüp başımıza koymamız gibi. Bu davranışların bazılarında farklı kültürlerin izlerine rastlanabiliyor. Fakat bazı davranışlar var ki dünya üzerinde Türkler dışında bu davranışları yapan bir millet daha yok. 

BUNU DÜNYADA SADECE TÜRKLER YAPIYOR

Türklerin kendilerine has alışkanlıkları ve davranışları o kadar fazla ki dünyanın neresine gidersek gidelim bizim biz olduğumuzu göstermeye yeterli oluyor. Bazen yurt dışında konuşmadan anlaşan Türklerin gülümseten hikayelerine denk geldiyseniz durumu az çok biliyorsunuz demektir. Bunun sebebi ise kültürümüzün bir getirisi olarak dünya üzerinde başka hiç bir millette görülmeyen bazı davranışlara sahip olmamız. İşte dünya üzerinde sadece Türkler tarafından yapılan o davranışlar:

MİSAFİRLİĞE GİDERKEN KAPI ÖNÜNE AYAKKABI DİZMEK

Batılı ülkelerde eve ayakkabıyla girmek normal karşılanırken, bizde kapının önünde oluşan o "ayakkabı denizi" bir evin ne kadar dolu ve neşeli olduğunun sembolüdür. Ayakkabıların burunlarının dışarıya bakacak şekilde nizami dizilmesi ise ev sahibinin misafirine olan saygısını ve "giderken işin kolaylaşsın" mesajını simgeler.

VEDALAŞIRKEN ARKADAN SU DÖKMEK

Bilimsel bir açıklaması olmasa da duygusal etkisi devasadır. Birini yolcu ederken arkasından bir kova veya bardak su döküp "Su gibi git, su gibi gel" demek, yolculuğun kazasız belasız ve akıcı geçmesini dilemenin en nostaljik yoludur. Başka hiçbir kültürde asfaltı sulayarak sevgi gösterildiğini göremezsiniz.

ÇAY KAŞIĞINI BARDAĞA KOYUP 'YETERLİ' MESAJI VERMEK

Sözlü iletişimin yetmediği yerde çay kaşığı devreye girer. Eğer bir ev ziyaretindeyseniz ve artık daha fazla çay içemeyecek duruma geldiyseniz, kaşığı bardağın üzerine yatay bir şekilde bırakırsınız. Bu, "Tüm ikramlar için teşekkürler, kapasitem doldu" demenin Türkiye sınırları içinde kodudur.

TANINMAYAN KİŞİLERE BİLE 'ABİ, ABLA, AMCA, TEYZE' DEMEK

Sokakta adres sorduğumuz birine ya da bakkala "Beyefendi/Hanımefendi" demek yerine, aradaki yaş farkına göre doğrudan bir akrabalık statüsü atarız. Hiç tanımadığımız birine "Teyzem şu karşıya nasıl giderim?" demek, Türk insanının o meşhur "herkesi aileden görme" samimiyetinin bir yansımasıdır.