Hükümet destekli araştırma ekiplerinin bölgeye kurduğu yüksek teknolojili mikrofonlar ve elektromanyetik sensörler, ortamda herhangi bir ses dalgası kaydetmiyor. Buna karşın kasaba sakinlerinin bir kısmı, özellikle gece saatlerinde yoğunlaşan, derinden gelen ve kesintisiz bir uğultu duyduğunu rapor ediyor.

"DUYULABİLİR AMA KAYDEDİLEMEZ"

Bu durum, modern fiziğin henüz açıklayamadığı bir "duyulabilir ama kaydedilemez" paradoksu yaratıyor.

Uğultuyu deneyimleyen azınlık; sadece sesten değil, beraberinde gelen kulak basıncı ve vücut genelindeki hafif titreme hissinden şikayetçi. Araştırmaların en dikkat çekici bulgusu ise semptomların bölgeselliği.

SINIRDAN ÇIKINCA HER ŞEY NORMALE DÖNÜYOR

Söz konusu şikayetleri yaşayanlar, Taos sınırlarından çıktıkları anda fiziksel rahatsızlıkların ve sesin tamamen kesildiğini belirtiyor. 1993 yılından bu yana yürütülen hiçbir çalışma; ne endüstriyel bir cihazı, ne de doğal bir sismik hareketi bu uğultuyla ilişkilendirebildi dahi. 6 Ocak 2026 tarihinde paylaşılan son teknik rapor, onca teknolojik gelişmeye rağmen kaynağın saptanamadığını resmi olarak kabul etti.