Türkiye ile Gürcistan arasındaki sınırı belirleyen Sarp Deresi, aynı zamanda bir yerleşim birimini iki farklı ülkeye ayırıyor. 1921 yılında imzalanan Kars Antlaşması ile belirlenen sınır hattı, köyü Türkiye tarafında "Sarp", Gürcistan tarafında ise "Sarpi" olarak ikiye böldü.
SADECE BU ŞEKİLDE İLETİŞİM KURUYORLAR
Sınırın çizilmesiyle birlikte köyün ortasından geçen dere, uzun yıllar boyunca aşılması yasak bir engel haline geldi. Özellikle Sovyetler Birliği döneminde sınır hattına çekilen tel örgüler ve sıkı askeri denetimler, aynı aileye mensup bireylerin ve komşuların fiziksel temasını 1936’dan 1988 yılına kadar kısıtladı. Bu süreçte köylüler, birbirlerine sadece dere üzerinden seslenerek veya işaretleşerek iletişim kurabildi.
SADECE KİMLİK KARTIYLA GEÇİŞ YAPILABİLİYOR
1988 yılında Sarp Sınır Kapısı’nın resmen açılmasıyla başlayan normalleşme süreci, 2011 yılında iki ülke arasında imzalanan protokol ile yeni bir evreye taşındı. Günümüzde Türkiye ve Gürcistan vatandaşları, bu sınır hattından sadece kimlik kartlarını kullanarak geçiş yapabiliyor.
İKİ FARKLI KÜLTÜR YAN YANA
Köyün güncel yapısı, iki farklı kültürün ve inancın yan yana var olduğu bir tablo sunuyor:
Türkiye tarafında bulunan Sarp Camii ile Gürcistan tarafındaki Ortodoks Kilisesi birbirine görüş mesafesinde yer alıyor. Sınır hattı; plajları, gümrük binalarını ve yerleşim alanlarını birbirinden ayırırken, köylüler tarım ve ticari faaliyetlerini iki devletin gümrük mevzuatlarına göre sürdürüyor.
Sınır kapısının sağladığı lojistik avantajla birlikte, köy her gün binlerce tırın ve yolcunun geçtiği uluslararası bir koridor niteliği taşıyor.