Sürekli aydınlık ortam, vücudun "gece" sinyalini almasını zorlaştırıyor. Uzmanlara göre melatonin hormonunun yeterince salgılanamaması; uykusuzluk, huzursuzluk ve zaman algısında bozulmalara neden oluyor. Yerel halk, aylar süren bu aydınlık dönemin zihinsel olarak en az uzun kış geceleri kadar yorucu olduğunu söylüyor.

UYKU İÇİN HER ŞEYİ DENİYORLAR

Işığı kesmekte yetersiz kalan perdeler ve panjurlar, bu kasabalarda yerini daha radikal çözümlere bırakmış durumda. Bazı evlerde pencereler siyah mat boyalarla kaplanıyor, camlar alüminyum folyoyla örtülüyor ya da kalın brandalarla tamamen izole ediliyor. Bölge sakinleri, "Evin içinde yapay bir gece yaratmazsak uyumamız imkansız" diyerek bu yöntemlerin zorunluluktan doğduğunu ifade ediyor.

24 SAAT AYDINLIK BİR HAYAT

Sürekli gün ışığı yalnızca uykuyu değil, günlük yaşamı da değiştiriyor. Kışın aylarca süren kutup gecesinin ardından gelen bu kesintisiz gündüz döneminde hayat adeta zaman kavramını yitiriyor. İnsanlar gece yarısı güneş gözlüğüyle dışarı çıkıyor, sabaha karşı çocuklar parklarda oynuyor. Kuzeyin bu sıra dışı coğrafyasında, doğa koşulları insanlara hem hayranlık uyandıran hem de zorlayıcı bir yaşam sunuyor.

TÜRKLER İÇİN OTURUM HAKKI

Öte yandan Norveç'e bağlı olan Svalbard takımadalarını Türk vatandaşları için asıl ilginç  kılan ise takımadaların kendine has statüsü. Svalbard Antlaşması sayesinde Türk vatandaşları bu topraklarda herhangi bir vize veya çalışma izni şartı aranmaksızın ikamet etme, çalışma ve ticaret yapma hakkına sahip. Norveç anakarasından farklı olarak Svalbard'a ulaşan bir Türk vatandaşı kendi işini kurabiliyor veya orada yaşamını sürdürebiliyor.