Sayın Hakim, değerli heyet; ben de müsaade ederseniz bu hususta bir cümle kurmak isterim. Burada, özellikle mahkeme esnasında Sayın Hakim Bey, heyet, bizlerin olduğu bu ortamda çekilen fotoğrafın bizim de yargılanma düzenimize vereceği zarardan ötürü, herkesin bu hususta hassas olmasını; bütün konukların, bizi izlemek ve destek olmak isteyen dostlarımızın da buna özenli davranmasının -adı ister milletvekilimiz olsun ister başka bir vasfıyla- faydalı olacaktır. Hani takdir edersiniz ki bazen sizin olmadığınız esnada biz çıkarken çekilen bazı şeyler var. Bunların çok önemli olmadığını düşünüyorum ama sizin burada olduğunuzdaki resmi ortamın akışını bozan hususların bize de zarar verdiğini ve bu konudaki hassasiyetin sadece mahkeme başkanımızın arzusu değil, eminim ki heyetin arzusu olduğunun da altını çizmek isterim.
Sayın Hakim, değerli heyet öncelikle şunu söyleyeyim. Tabii Beylikdüzü denince benim de farklı bir bünyem var orada. Yaklaşık 35 yıl önce bir yatırımla adım attığımız, çocuklarımın doğup büyüdüğü ve hayatımın, yani bir doğduğum köy ve sonrasında Beylikdüzü desem yeridir, böyle çok özel 2 mekanla var olmuş bir kişiliğim. Dolayısıyla benim için de Beylikdüzü çok önemli. Elbette burada şu anda savunmasını yapan değerli kardeşim, değerli belediye başkanımız Sayın Mehmet Murat Çalık da bu anlamda değerli; aynı zamanda kişisel olarak da hem kardeşlik hukukumuz hem birbirine olan inançla da kıymetli bir arkadaşım. Ben, gerçekten güzel hizmetlerinden dolayı da Beylikdüzü’nde kendisini tebrik ediyorum. Çok özenli bir 6 yılı geçirmiştir. Eminim ki burada mahkum olduğu 1 yılda da aynı özenle süreçleri takip etmiştir diye de düşünüyorum. Uzaktan izlediğim kadarıyla da böyle bir durumdadır. Sürekli hüzünle karşıladığı için de o şekilde anlıyor ama ben başka türlü Gülseren annemize ifade edeyim ki; Mehmet Murat Çalık bir insanı yetiştirip, bu ülkeye hazırlayan bir anne olarak kendisine minnet duygularımı da iletmek isterim. Buradan hürmetlerimi de ileteyim kendisine.
Bunu söyledikten sonra, girizgahımı yine müsaade ederseniz Sayın Hakim ,şöyle yapmak isterim. Tabii ki ben burada yanlış anlaşılmasın, hani soru sorma meraklısı değilim ya da buraya çıkan yönetici arkadaşlarım, özellikle belediye başkanı, siyasi arkadaşlarım çıktıklarında onlarla bu münazarayı yapma meraklısı da değilim. Ama iddianame denilen, benim "iftiraname" diye adlandırdığım bu belgenin, bu diyalogu şart koştuğunu düşünüyorum. Zira diyor ki: "Ekrem İmamoğlu bir suç örgütü kurdu. Bu suç örgütü 2014 yılı itibariyle kuruldu. Önce Beylikdüzü’nü ele geçirmek, sonra İstanbul’u ele geçirmek, sonra cumhurbaşkanı olup Türkiye’yi ele geçirmekti." Yani bu, 1000 yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir tarif. Bu çok acı bir tarif. Bu tarifi yapan akıl, zihniyet ancak "kişi kendinden bilir işi" misali bir tutum ve tavırdır. O bakımdan ben bunun altında, bu kadar büyük yükün altında buraya çıkıp, hatta "özel vasıflı üye" diye tanımlanan arkadaşlarım var. İmamoğlu’na bağlı çalışan, sanki bir suç örgütünün bir neferiymiş gibi çalışan diye onları da zan altında bırakan bir süreçle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bunu ve bu diyaloğu benim yaşamam ve size bunu göstermem şart diye düşünüyorum. Yoksa meraklısı değilim.
Zira inanın baktım, tekrar söyleyeceğim: Bugün iddia makamını sizin de ifadenizle geçici olarak temsil eden savcı, herhangi bir soru sormadı ama daha önceki savcının sorularında bile bazen sorunun içinde 20 defa "beyan" demişti. Beyanla karşı karşıya bulunmamız acı bir tarafı. Şuna baktım; ‘beyan’ bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak... Bu sözlük var hapishanede, ayırmıyorum yalnız ucunda. Soruya geliyorum; ispatla kanıt gösteren bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarmak, ben şu anda ona çalışıyorum. Yani kanıt; ama savcılık beyanla hareket etmiş ve bir iftiraname ortaya çıkmış. Uydurma bir iftiraname ortaya çıkmış. Kıymetli Mehmet Murat Çalık başkanıma şuradan başlamak istiyorum, şu bölümü de belirterek sorumu soracağım: 2019’un, 2018’in Aralık ayında, benim büyükşehir belediyesi adaylığım kesinleşti. Daha doğrusu bana yapılan teklifi ben kabul ettim. Bunu o dönem Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’na ifade ettim. Sonrasında da doğal olarak o güne kadar ben doğal bir Beylikdüzü Belediye Başkanı aday adayıydım. Ama o tarih itibariyle artık yeni bir yol çizildi. Seçime 4.5 ay kala, 4 ay kala hatta. Çizilir çizilmez... Ben o süreçte… Mehmet Bey biraz bahsetti nasıl tanıştığımızı anlattığı için o devreye girmiyorum zaten. Ama şunu söylemek isterim; benim adaylığım belli olduktan sonra şu kısmı önemli, ben kendisine: "Beylikdüzü’ne belediye başkanı adayı olmanı istiyorum, sen ne dersin?" diye teklifini ilettim. Bana ilk cevabı da açıkçası olumsuz oldu. Yani çok böyle düşünmediğini, doğru olur mu şeklinde bir tarif oldu. Önce bunu bir daha sorayım Sayın Başkanım, bu şekilde oldu değil mi diyaloğumuz?
Mehmet Murat Çalık: Evet Sayın Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: İkinci olarak da benim adaylığımın... Çünkü benim adaylığım bizim partimizin tüzüğü gereği genel merkezde genel başkanın talebiyle olmaz, diğer partiler gibi bir kişinin imzasıyla yasaya çıkmaz, Parti Meclisinin onayıyla olur. Parti Meclisinden Beylikdüzü’nün de belirlenmesi adına ben ısrarda bulundum; "Lütfen bunu düşün, hızlıca düşün, 1-2 günde bir daha konuşalım" dedim ve sonra bir nevi de ikna ederek kendisinin aday olması noktasında olurunu aldıktan sonra, sadece kendi olurunu almadım, aynı zamanda ilçe örgütüyle de bunu konuştuk. "Böyle bir düşüncem var, ne dersiniz?" dedim. Büyük oranda da kabul gördü ve o şekilde Beylikdüzü Belediye Başkan adayı oldu. Bunu niye anlattım? Bunu şunun için anlattım: Bu oluru aldıktan sonra bunu söylemem lazım; biz ne menem bir örgütüz ki yani 2014’te kurulmuşuz, Beylikdüzü’nü ele geçirmişiz, Büyükşehir’i de İstanbul’u da ele geçireceğiz ama daha bizim Beylikdüzü adayımız belli değil. Ne menem örgütüz yani! Ve o şekilde… Sayın Başkanım, bu örgüt olduğu için beyefendi sadece eylemlerden yargılanmıyor, örgüt üyesi olarak yargılanıyor. Ben hepsinden yargılanıyorum. Arkadaşlarım benden sorumlu, ben onlardan sorumluyum bu arada. Onu da söyleyeyim de. Ama bu, bu şekilde.
Mahkeme Başkanı: Zaten savunmanızda anlatmıştınız:
Ekrem İmamoğlu: Ama bu diyalog önemli. Bu inanın. 5 dakika en fazla.
Mahkeme Başkanı: 201 kapsamında bu hakkınız var. O yüzden soru sorma hakkını veriyoruz da siz de soruya gelemiyoruz bir türlü.
Ekrem İmamoğlu: Yo yo ama sorularımı daha cazip hale getiriyorum, sizi de mutlu edeceğini düşünüyorum. Yani sorunun ilkini şöyle devam ettirmek isterim: 2019’da aday oldunuz Mehmet Murat Çalık Başkanım. Aday oldunuz. O dönem ilçe başkanıyla oturup çalıştınız, örgütle çalıştınız ve bir meclis üyesi listesi yaptınız. Benim size bir kişi dahi "Şunu meclis üyesi yapacaksınız" veya "Şuna şöyle bir görev vereceksiniz" diye bir telkinim, ısrarım, talimatım olmuş mudur? Zorlamam olmuş mudur? Bir kişi dahi.
Mehmet Murat Çalık: Herhangi bir zorlamanız olmadı kıymetli Başkanım. Ama şunu söyleyeyim; belediye başkan adaylık sürecinde bir zorlamanız oldu,
Ekrem İmamoğlu: Sana oldu.
Çalık: Arkadaşlarımız üzerimde baskı da kuruldu aday olmam noktasında. Ben savunmamda da zaten anlatmıştım. Siyasete gerçekten mesafeliydim. Ama hani şu an belki burada bulunuyor olmamın vermiş olduğu durum da var ama hiç pişman değilim Beylikdüzü Belediye Başkan adayı olduğum için. Meclisten herhangi bir arkadaşın önerisi, "Şunu koy" veya "Bunu koyma" gibi bir öneriniz olmadığı gibi, ben meclis üyelerini zaten tanıyordum. Büyük bir oranda da meclis üyesi arkadaşlarımızı tanıdığım için hani hangisiyle yol yürüyebiliriz diye karar verdim. Sizin döneminizde olup benim dönemimde yol yürüyemeyeceğim arkadaşlar olmuştur; onları da sizin çok sevmenize rağmen bazılarını liste dışında bırakmışımdır. Siz de bir gün dönüp bana "Ya şunu da listeye niye koymadın?" demediniz mi?