CHP’li vekil Gürsel Erol, parti içi disiplin süreçleri ve ihraç tartışmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Parti içi muhalefetin Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel ve siyasal geleneğinin parçası olduğunu vurgulayan Erol, eleştiriler nedeniyle verilen doğrudan ihraç kararlarının hem ölçülülük ilkesini zedelediğini hem de parti hukukuna olan güveni sarstığını ifade etti.

“DOĞRUDAN İHRAÇLAR PARTİ HUKUKUNA GÜVENİ ZEDELER”

Erol, CHP’nin siyasi kültüründe farklı görüşlerin her zaman var olduğunu ve bunun partiyi güçlendiren temel değerlerden biri olduğunu vurguladı. Parti yönetimine yönelik eleştirilerin doğrudan ihraçla sonuçlanmasının siyaset açısından tartışmalı olduğunu ifade eden Erol, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi kültüründe ve tarihsel geleneğinde parti içi muhalefet ve farklı görüşlerin varlığı her zaman olmuştur. Bu durum partimizin demokrasiye olan inancının ve çoğulcu siyasi anlayışının doğal bir sonucudur. Farklı fikirlerin özgürce ifade edilebilmesi, Cumhuriyet Halk Partisi’ni güçlü kılan temel değerlerden biridir. Zaman zaman parti yönetiminin politikalarına ilişkin eleştirilerini dile getiren ve bu görüşlerini kamuoyuyla paylaşan partilerimizin, ceza adaleti ile uyuşmayan, ölçülülük ilkesiyle çelişecek biçimde doğrudan ihraç edilmeleri siyaset açısından tartışmalı olduğu gibi, partiye yıllarca emek vermiş yol arkadaşlarımızın parti hukukuna olan güvenini de zedeleyebilecek bir durumdur. Bugün ülkemizde yargının siyasallaşmasına yönelik eleştiriler dile getirilirken, ne yazık ki parti içi süreçlerde de hukuk ve usul tartışmalarının yaşanması hepimiz adına düşündürücüdür. Parti içi disiplin mekanizmalarının adalet, ölçülülük ve hukuk ilkeleri çerçevesinde işletilmesi kurumsal güven açısından büyük önem taşımaktadır” diye kaydetti.

KENDİ DİSİPLİN SÜRECİNİ HATIRLATTI

Erol, 2018 genel seçimlerinin ardından dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifaya davet ettiği için Parti Meclisi kararıyla disipline sevk edildiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı;

“Siyasi sorumluluk taşıyan yöneticilerin herkesten daha fazla sağduyulu, hoşgörülü ve birleştirici bir tutum sergilemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü siyaset ayrıştırarak değil, kapsayarak ve ortak aklı büyüterek güç kazanır. 2018 genel seçimlerinin ardından dönemin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifaya davet ettiğim süreçte, Parti Meclisi kararıyla ihraç talebiyle disipline sevk edilmiştim. Ancak gerek Genel Başkan gerek parti yöneticileri disiplin sürecine müdahale etmemiş, hukuki haklarımı savunma imkânı bulduğum adil bir süreç işlemiştir. Bu sürecin sonunda kınama cezası almış, ardından yapılan ilk büyük kurultayda hiçbir listede yer almama rağmen 824 oy alarak partimizin tarihinde en yüksek oyla seçilen bağımsız Parti Meclisi üyesi olma onurunu yaşamıştım. Siyasette zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanabilir; ancak günün sonunda herkesin birbirine ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey ayrışma değil, birlik ve beraberlik ruhunu güçlendirmektir.”