Grönland'ın benzersizliği, yaklaşık 4 milyar yıllık karmaşık jeolojik geçmişinden kaynaklanıyor. Bilim insanları, bir bölgenin dağ oluşumu, kabuk genişlemesi ve volkanik aktivite gibi üç ana jeolojik sürecin tamamına maruz kalmasının dünyada eşine az rastlanır bir durum olduğunu belirtiyor. Bu nadir rastlanan birleşim; petrol, doğalgaz, nadir metaller ve değerli taşların aynı bölgede toplanmasını sağladı.
ABD'NİN TÜM PETROL REZERVİNE EŞ DEĞER POTANSİYEL
Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun verileri, kuzeydoğu Grönland'ın buz altındaki alanlarında yaklaşık 31 milyar varil petrol eşdeğeri rezerv bulunabileceğine işaret ediyor. Bu miktar, ABD’nin toplam kanıtlanmış ham petrol rezervleriyle hemen hemen aynı seviyede olması bakımından stratejik bir önem taşıyor.
Adanın buzsuz kısmı Büyük Britanya’nın iki katı büyüklüğünde olmasına rağmen, toplam yüz ölçümünün beşte birinden azını kaplıyor. Bu durum, devasa buz tabakasının altında keşfedilmeyi bekleyen çok daha büyük kaynakların yattığı anlamına geliyor. 1970'lerde keşfedilen ancak lojistik zorluklar nedeniyle işletilemeyen elmas yatakları da adanın ekonomik potansiyelini artırıyor.
KÜRESEL ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN ANAHTARI BURADA
Geleceğin "yeşil" teknolojileri için hayati önem taşıyan lityum, grafit, niyobyum ve tantal gibi elementler Grönland’ın magmatik kayaçlarında yoğunlaşıyor. Özellikle disprosyum ve neodimyum gibi nadir toprak elementlerinin buzul altındaki rezervlerinin, gelecekteki küresel talebin dörtte birinden fazlasını karşılayabileceği tahmin ediliyor.
Toplamda 40 milyon tonu bulması beklenen bu rezervler; rüzgar türbinleri, elektrikli araçlar ve yüksek sıcaklık mıknatısları için vazgeçilmez bir kaynak olarak görülüyor. Grafit yatakları ise lityum iyon pillerin üretimi için kritik bir bileşen sunarken, bu kaynaklar henüz Çin veya Güney Kore’deki benzerleri kadar kapsamlı bir şekilde incelenmiş değil.
İKLİM KRİZİ VE MADENCİLİK İKİLEMİ
İklim değişikliği nedeniyle buzların erimesi, bu yer altı zenginliklerine erişimi her geçen gün kolaylaştırıyor. Ancak bu durum büyük bir çevresel ikilemi de beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre 1995 yılından bu yana Grönland'da Arnavutluk büyüklüğünde bir buz alanı eridi.
Modern yer altı radarları 2 kilometre derinliğe kadar arazi yapısını analiz edebilse de çevreye zarar vermeden bu kaynakları çıkarmak büyük bir mühendislik zorluğu oluşturuyor. Şu anki madencilik faaliyetleri 1970'lerden kalma yasalarla sıkı şekilde denetlense de ABD'nin adaya olan ilgisi ve artan küresel hammadde ihtiyacı, bu kısıtlamaların esnetilmesi konusundaki baskıları artırıyor.