Wayang Dağı’ndan doğan ve 300 kilometre boyunca uzanan Citarum Nehri, bölgedeki tarım, balıkçılık ve enerji üretimi için hayati önem taşıyor. Nehir üzerinde kurulu üç hidroelektrik santrali, Jakarta ve Bandung gibi metropollerin elektrik ihtiyacını karşılarken, Jatiluhur gibi devasa rezervuarlar pirinç tarlalarının sulanmasında kullanılıyor. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında başlayan kontrolsüz sanayileşme, antik medeniyetlere ev sahipliği yapan bu havzayı küresel bir çevre krizinin merkezine dönüştürdü.

2 BİN FABRİKA BİNLERCE ATIK BIRAKIYOR

1980'lerden itibaren nehir boyunca kurulan yüzlerce tekstil fabrikası, arıtılmamış boya ve kimyasalları doğrudan suya deşarj etmeye başladı. Günümüzde nehir çevresinde faaliyet gösteren 2 binden fazla işletmenin; kurşun, arsenik ve diğer ağır metalleri suya karıştırdığı rapor ediliyor. Sanayi kirliliğine ek olarak, bölgedeki geri dönüşüm altyapısının yetersizliği nedeniyle evsel atıkların da doğrudan nehre atılması, bazı noktalarda su yüzeyinin tamamen plastik ve çöple kaplanmasına yol açtı.

Kirlilik, nehir ekosistemindeki biyoçeşitliliği de ağır bir tahribata uğrattı. Sazan ve yayın balığı gibi türlerin popülasyonu hızla azalırken, bozulan su kalitesi istilacı alg ve plankton artışını tetikledi. Bölge halkı ise kirliliğe rağmen temizlik ve sulama ihtiyaçlarını bu sudan karşılamak zorunda kalıyor. Bu durumun cilt hastalıklarından mide-bağırsak sorunlarına ve ağır solunum yolu rahatsızlıklarına kadar ciddi sağlık krizlerine neden olduğu belirtiliyor.

4 MİLYAR DOLARLIK TEMİZLİK PROJESİ SÜRÜYOR

Citarum Nehri’ni eski formuna kavuşturmak amacıyla 2011 yılında başlatılan kapsamlı temizleme programı devam ediyor. Toplam maliyetinin 4 milyar doları bulması beklenen ve 15 yıllık bir takvime yayılan proje çerçevesinde, nehir yatağındaki milyonlarca metreküp atığın temizlenmesi hedefleniyor.

Yetkililer, projenin başarısının sadece fiziksel temizliğe değil, nehir kıyısındaki fabrikaların atık yönetim standartlarına uymasına ve bölgedeki evsel atık toplama sistemlerinin modernize edilmesine bağlı olduğunu vurguluyor. Programın tamamlanmasıyla nehrin yeniden içilebilir ve güvenli bir su kaynağı haline getirilmesi amaçlanıyor.