Paris Ulusal Arşivleri’nde görev yapan bir yüksek lisans öğrencisi, sökülmüş mühürler ve hasarlı belgeler bölümünde yaptığı çalışmalar sırasında, İngiliz Kralı Edward the Confessor’a (1042-1066) ait nadir bir esere rastladı. 18. yüzyıldan beri yanlış bölümde saklandığı anlaşılan ve yaklaşık 40 yıldır uluslararası düzeyde "kayıp" olarak aranan mühür, İngiltere’nin kıta Avrupası ve Bizans ile olan diplomatik bağlarına dair ezber bozan kanıtlar sundu. Exeter Üniversitesi, bulunan eserin Kral Edward tarafından kullanılan üç mühür arasında günümüze ulaşan en iyi korunmuş örnek olduğunu açıkladı.

GİZLİ RESTORASYONDAN GEÇTİĞİ ORTAYA ÇIKTI

Ortaçağ tarihi uzmanı Profesör Levi Roach, mührün bulunduğu süreçte ilginç bir detayı saptadı. Eserin 1950’li yıllara ait fotoğrafları ile mevcut durumu karşılaştırıldığında, mührün 1980 veya 1990’lı yıllarda profesyonel bir restorasyondan geçtiği belirlendi. Roach, mührün kayıp olarak ilan edildiğinden habersiz bir uzman tarafından gizlice restore edildiğini ve arşivlerdeki yerine geri konulduğunu ifade etti. Bu durum, eserin on yıllardır göz önünde olmasına rağmen kimliklendirme hatası nedeniyle fark edilemediğini gösterdi.

Bulunan balmumu mühür, İngiltere’nin 11. yüzyıldaki dış ilişkilerine dair çarpıcı bilimsel veriler sağladı. Mühür üzerinde yapılan ikonografik incelemelerde, Bizans imparatorlarının resmi unvanı olan "basileus" ifadesinin kullanıldığı görüldü. Uzmanlar, bu detayın Bizans kültürel ve siyasi etkilerinin İngiltere’ye sanılandan çok daha hızlı ve doğrudan ulaştığının kanıtı olduğunu vurguladı. Eserin tasarımı, Ortaçağ İngiltere’sinin kıta Avrupası ile olan entegrasyon seviyesini yeniden tanımlıyor.

TARİHİ MİRAS KORUMA ALTINA ALINDI

Kilise tarafından aziz ilan edilen nadir hükümdarlardan biri olan Edward the Confessor’ın bu mührü, Ortaçağ İngiltere'sinin kurumsal kimliğini temsil eden en eski belgelerden biri kabul ediliyor. Paris Ulusal Arşivleri, eserin kimliklendirilmesinin ardından koruma protokollerini en üst seviyeye çıkardı. Tarihçiler, bu keşfin sadece İngiliz tarihi için değil, Avrupa’nın genel diplomatik tarihi için de son yılların en önemli buluşlarından biri olduğunu bildirdi.