Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, Büyük Piramit’in binlerce işçinin kaba kuvvetiyle değil, karşı ağırlık ve kızak temelli bir düzenekle inşa edildiği belirtildi. Bu yöntemin, dakikada bir taş blok yerleştirilmesine imkân tanıdığı ifade edildi.

BÜYÜK GALERİ’NİN GERÇEK AMACI ORTAYA ÇIKTI

Araştırmada, piramidin en dikkat çeken iç bölümlerinden Büyük Galeri ve Yükseliş Geçidi’nin törensel alanlar olmadığı vurgulandı. Bu koridorların, ağır karşı ağırlıkların aşağı inerken taş blokları yukarı taşıyan eğimli teknik tüneller olduğu kaydedildi.

Duvarlardaki çizik, aşınma ve cilalanmış yüzeylerin, binlerce kez kullanılan büyük kızakların mekanik izleri olduğu belirtildi. Bu izlerin insan trafiğinden değil, sürekli çalışan bir kaldırma sisteminden kaynaklandığı aktarıldı.

DAKİKADA BİR BLOK HIZI

Çalışmada yer alan hesaplamalara göre, piramidin yaklaşık 20 yılda tamamlanabilmesi için çok yüksek bir inşaat temposu gerekiyordu. İç mekanizmalar sayesinde bazı dönemlerde dakikada bir taş bloğun yukarı taşındığı belirtildi. Bu hızın, kayan karşı ağırlıklar ve kontrollü halat sistemleriyle mümkün olduğu ifade edildi.

ÖN ODA’NIN İŞLEVİ DEĞİŞTİ

Araştırmada, Kral Odası önündeki Ön Oda’nın da yeniden yorumlandığı bildirildi. Daha önce tuzak odası olarak değerlendirilen bu alanın, aslında kasnak ve halatların kontrol edildiği bir merkez olduğu kaydedildi.

Granit yüzeylerdeki oluklar ve pürüzlü yapının, ahşap kiriş ve halat sistemlerinin burada kullanıldığını gösterdiği belirtildi. Sistemin, bir şanzıman gibi çalışarak farklı ağırlıktaki taşlar için kuvvet ayarlaması yapılmasına olanak sağladığı ifade edildi.

ODALARIN MERKEZDEN KAYIK OLMASININ NEDENİ

Çalışma, mezar odalarının piramidin tam merkezinde yer almamasının nedenini de açıkladı. Kraliçe Odası ve Kral Odası’nın eksenden kaydırılmış konumlarının, iç kaldırma boşlukları ve mekanik sistemlere yer açmak amacıyla planlandığı bildirildi.

Araştırmada, piramidin yalnızca bir anıt değil, inşaat sürecinde aktif olarak çalışan bir mühendislik yapısı olduğu vurgulandı. Üst bölümlerde henüz keşfedilmemiş dar koridorların, bu iç kaldırma sistemine ait kalıntılar olabileceği de ifade edildi.