2025 baharında Rostov Bölgesi'ndeki Krugloe Gölü'nde (Yuvarlak Göl) tortu temizliği yapan arkeologlar, sıradan bir gün geçirdiklerini sanıyorlardı. Ancak göl tabanından çıkarılan kemik parçaları, on yıllardır su altında gizlenen tüyler ürpertici bir sırrı açığa çıkardı. 

Yapılan incelemeler, bu kalıntıların rastgele bir mezarlık olmadığını, aksine bilinçli ve sistematik bir "yok etme" işleminin parçası olduğunu gösterdi.

Gölün dibinden çıkarılan toplam 50 ceset (47 yetişkin ve 3 çocuk) üzerinde yapılan incelemeler, tıp dünyasını hayrete düşürdü. Cesetlerin neredeyse tamamında, modern tıpta bile nadir görülen ciddi fiziksel deformasyonlar tespit edildi:

Şekli bozulmuş kafatasları,

Vücutta fazladan eklemler,

Atipik omurga birleşmeleri.

Kazı alanında çalışan bir arkeolog, gazetecilere verdiği demeçte şaşkınlığını şu sözlerle ifade etti: "İlk başta kemiklerin sahte olduğunu düşündüm. Çünkü gördüklerimiz biyolojik olarak o kadar akıl almazdı ki, gerçek bir insana ait olabileceğine inanamadım."

Kemikler üzerinde yapılan Karbon-14 ve DNA testleri, bu kişilerin 20. yüzyılın ortalarında yaşadığını doğruladı. Ancak asıl şok edici sonuç, doku analizlerinde ortaya çıktı. Uzmanlar, cesetlerde sınıflandırılamayan nadir genetik mutasyonlara rastladı.

Bulgular, kurbanların yoğun radyasyona ve ağır kimyasallara maruz bırakıldığını gösteriyor. Bilim insanları, bu tür genetik bozulmaların daha önce sadece laboratuvar ortamındaki doku örneklerinde görüldüğünü, ancak ilk kez "gerçek insanlar" üzerinde bu denli büyük çaplı bir deformasyonla karşılaştıklarını belirtiyor.

NKVD ARŞİVLERİNDEKİ "KAYIP NESNE": TESİS 17

Bu biyolojik bulmacanın cevabı, gizliliği kaldırılan eski Sovyet istihbarat belgelerinde bulundu. NKVD (Sovyet gizli polisi) arşivlerine göre, 1938 ile 1951 yılları arasında Rostov yakınlarında "Özel Tesis 17" adında kapalı bir araştırma üssü faaliyet gösteriyordu.

Kağıt üzerinde sıradan bir "koloni" olarak görünen bu tesis, aslında mahkumlar ve rejim tarafından "güvenilmez" addedilen bireyler üzerinde insan deneylerinin yapıldığı bir laboratuvardı. Zen kanalı "One and a Half Engineers" tarafından aktarılan bilgilere göre; tesis kapatıldıktan sonra delilleri yok etmek amacıyla bölge sular altında bırakıldı ve bugünkü Krugloe Gölü oluştu.

HALKIN 'NEDEN HİÇ BALIK YOK' SORUSU ANLAM KAZANDI

Krugloe Gölü'nün yerel halk tarafından yıllardır neden "tekinsiz" bulunduğu da bu keşifle anlam kazandı. Gölde hiç balık yaşamaması ve kıyı şeridinde bitki örtüsünün bulunmaması, suyun zehirli yapısından kaynaklanıyor.

Yapılan son su analizlerinde yüksek seviyede cıva ve radyonüklid tespit edildi. Göl yüzeyden sakin görünse de, dipteki ekosistemin tamamen öldüğü ve bölgenin biyolojik bir atık sahasına dönüştüğü belirtiliyor.

Krugloe Gölü vakası, sadece tarihi bir suçun ifşası değil, aynı zamanda "insan mühendisliği" tartışmalarını da alevlendirdi. Araştırmacılar, bu deneylerin Sovyetler Birliği'nin küresel çatışma döneminde "insanların fiziksel ve bilişsel sınırlarını zorlama" programının bir parçası olabileceğini öne sürüyor.

Bu tarihi bağlam, 2025 yılında Rusya'da akademik çevrelerde yaşanan yeni bir gelişmeyle de paralellik gösteriyor. Moskova Devlet Üniversitesi ve Finans Üniversitesi, "sosyal mimari" ve "sosyal süreçlerin analizi" üzerine yeni yüksek lisans programları başlattı.

Cumhurbaşkanlığı Sosyal Süreçleri İzleme Ofisi Başkanı Alexander Kharichev, bu yeni dönemi şu sözlerle özetliyor: "Bunlar, toplumla, onun ihtiyaçları ve sorunlarıyla çalışan mühendislerdir."