ABD ile İran arasındaki gerilimde yeni bir diplomatik sayfa açılıyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir isim, ABD’den aracılar vasıtasıyla bir mesaj ulaştığını doğruladı.

İranlı yetkili "ABD’den aracılar yoluyla gelen bazı maddeler şu an tarafımızca inceleniyor" açıklamasını yaptı. Bu esnada arabulucu olarak Türkiye ve iki ülke devreye girdi.

Başkan Trump son günlerde tarafların savaşın tamamen sona ermesi adına "çok iyi ve verimli görüşmeler" gerçekleştirdiğini duyurmuştu. İran ise görüşmelerin yaşandığını reddetmişti.

TÜRKİYE DEVREYE GİRDİ

Başkan Trump hafta sonu İran'a yönelik verdiği enerji tesislerini vurma tehdidinden geri adım attı. Hürmüz Boğazı'nın açılması şartına bağlı askeri harekat, görüşmelerin başarısı adına beş gün süreyle ertelendi.

Yeni görüşmelerin başlayacağının mesajı verilse de Körfez'deki ülkeler ABD ve İran arasındaki görüşmelerin arabulucuğunu yapmak istemiyor. Daha önce görüşmeleri yöneten Ümman bile yanaşmıyor. 

İran'ın hedef aldığı ve enerji tesislerini vurduğu Körfez ülkeleri şimdi açıkça İran'ın etkisiz hale getirilmesini istiyor. Hal böyle olunca araya Türkiye ve diğer iki ülke girdi.

İki ülke arasında resmi diplomatik ilişki bulunmuyor. İletişim süreci Pakistan, Türkiye ve Umman gibi aracı devletler üzerinden sağlanıyor.

Trump doğrudan yeni dini lider Ayetullah Mücteba Hamaney yerine İran'da "üst düzey bir isimle" temas kurduklarını belirtti.

Bu ismin güvenliğini korumak amacıyla kimliğini açıklamayan bir kaynak, Trump'ın askeri baskı yerine diplomasiye şans verdiğini söyledi

Trump ise dün basına verdiği demeçte “Bunun nasıl gideceini göreceğiz. Eğer işler yolunda giderse bu meseleyi çözüme kavuşturacağız. Aksi takdirde tüm gücümüzle bombalamaya devam edeceğiz" diye ekledi.

TRUMP SAVAŞI SÜRDÜRMEYE HAZIR

Yetkililer Trump'ın hala savaşı devam ettirmeyi değerlendirdiğini ifade etti. Bu seçenekler arasında İran'ın ana petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'nın ele geçirilmesi ve yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu güvence altına almak için İran'a çıkartma yapılması değerlendiriliyor.

Trump, İran ile yürütülen görüşmelere dair az detay verse de müzakerelere damadı Jared Kushner ve özel temsilcisi Steve Witkoff'un liderlik ettiğini belirtti.

ABD'li lider bu isimlerin doğrudan bir İranlı liderle iletişim kurduğunu söylese de isim vermekten kaçındı.

Konuya aşina olan Amerikalı ve İranlı yetkililer, hassas görüşmeleri tartışmak için isimlerinin gizli tutulması şartıyla Witkoff'un son günlerde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile doğrudan iletişim kurduğunu doğruladı.

Başkan, ABD'nin hala İran'ın nükleer zenginleştirmesinin sona ermesini ve bir gün bomba yapımında kullanılabilecek tüm uranyum stoklarının tasfiye edilmesini talep ettiğini vurguladı. İran bu şartları daha önce de reddetmişti.

Gazetecilere tarafların yaklaşık 15 noktada uzlaştığını anlatan Trump "Barış istediklerini söylediler. Sonuçta bir anlaşmaya varma şansımızın çok yüksek olduğunu düşünüyorum" dedi. 

Ancak İran Trump ile hiç görüşülmediğini belirtti ve ABD Başkanını yalanladı. Şimdiyse İran, ABD'den gelecek görüşmeler için konu başlıkları aldığını doğruladı.

KÖRFEZ ÜLKELERİ ABD'NİN YANINDA

Riyad yönetimi geçmişte tesislerinin ve hava sahasının İran’a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyerek tarafsızlığını korumaya çalışsa da enerji tesislerine ve başkente düzenlenen füze saldırıları bu tutumu değiştirdi. 

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın İran'ı hedef alan operasyonlara daha kararlı bir şekilde dahil olmaya hazırlandığı belirtilirken Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan geçen hafta gazetecilere verdiği demeçte, "Suudi Arabistan’ın İran saldırılarına karşı sabrının sınırsız olmadığını" ifade etti.

Birleşik Arap Emirlikleri, topraklarındaki İran bağlantılı finansal ve kurumsal ağları kısıtlamak amacıyla Dubai'deki İran Hastanesi ile İran Kulübü'nü Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapattı. 

Çatışmanın erken safhalarında maruz kaldığı saldırıların ardından İran'a ait milyarlarca dolarlık varlığı dondurabileceği uyarısında bulunan Abu Dabi yönetimi Tahran'ın bölgedeki finansal ve stratejik nüfuzunu dizginlemeyi hedefliyor.

Körfez yetkilileri ordularını İran'a yönelik saldırılarda doğrudan görevlendirmeyeceklerini kamuoyu önünde vurgulasalar da bazı füze fırlatma videoları operasyonların bir kısmının Bahreyn'den kaynaklandığına işaret ediyor. 

ABD ordusu Arap devletlerinin operasyonlara aktif olarak yardım edip etmediği konusunda yorum yapmaktan kaçınırken katılımın teyit edilmesini ilgili ülkelerin tasarrufuna bırakarak bölgedeki gerilimi tırmandıran bu süreci izliyor.

İRAN NÜKLEER SÖZÜ VERDİ

Olası bir anlaşmanın çerçevesi henüz netleşmedi. İran tarafının nükleer silah üretmeme konusunda söz verdiği aktarıldı.

Dört İranlı yetkili, son birkaç gün içinde aracılar vasıtasıyla ve doğrudan görüşmelerle iletilen mesajların temel amacının çatışmayı hafifletmek olduğunu söyledi. 

Trump bu durumun savaşın en başından beri temel bir hedef olduğunu hatırlattı. Uranyum zenginleştirme konusundaki fikir ayrılıkları ise masadaki yerini koruyor.

Kushner, Witkoff ve Arakçi arasındaki diplomatik müzakerelerin şubat ayı sonunda çökmesi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları başlatmasına neden olmuştu.

Trump bir askeri seçenekten geri çekilse de ABD'li ve İsrailli yetkililer İran'a yönelik diğer saldırıların sürdüğünü ve bölgeye daha fazla ABD askeri varlığının gönderildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan, İran’ın Körfez altyapısına yönelik süregelen saldırılarının ardından ABD güçlerinin ülkenin batısındaki Kral Fahd Hava Üssü'nü kullanmasına izin vermeyi kabul etti.

ZAMAN KAZANMA TAKTİĞİ Mİ?

ABD ile İsrail operasyonları birlikte yürütseler dahi hedef seçimi noktasında her zaman fikir birliği içinde değiller.

İsrailli yetkililer, bu görüşmelerin çıkartmadan önce zaman kazanmak için bir taktik olduğunu öne sürdü.

Pazartesi günü müzakere iddialarını yalanlayan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise sosyal medyada Trump'ın açıklamalarını "ABD ve İsrail'in içine düştüğü bataklıktan kaçma çabası" olarak nitelendirdi.

Diplomatik haberlerin etkisiyle küresel petrol fiyatları yüzde 10 oranında sert bir düşüş gösterdi. Hisse senedi piyasaları bu gelişmeler üzerine hızlı bir yükseliş trendine girdi.