Beyazıt Camii, II. Bayezid tarafından 16. yüzyılın başlarında inşa ettirildi. Sadece bir ibadet mekanı olarak değil, çevresinde şekillenen külliyesiyle de dikkat çeken yapı, yüzyıllardır İstanbul’un en önemli tarihi merkezlerinden birinde varlığını sürdürüyor.

KONUM OLARAK KRİTİK ÖNEME SAHİP
Beyazıt Meydanı’nın simgelerinden biri olan cami, çevresindeki tarihi ve kültürel yapılarla birlikte canlı bir şehir dokusunun parçası. Caminin yakın çevresinde Kapalıçarşı, Sahaflar Çarşısı ve İstanbul Üniversitesi yer alıyor. Bunun yanı sıra bölgede çok sayıda kütüphane ve yayınevi faaliyet gösteriyor.
İstanbul’un geçmişine ışık tutan yapılardan biri olan cami, yerli ziyaretçilerin yanı sıra turistlerin de sıkça uğradığı noktalar arasında bulunuyor. Meydana bakan cephesi ve geniş avlusuyla gün boyu hareketliliğin yaşandığı cami, özellikle cuma namazları ve kandil günlerinde yoğun ziyaretçi ağırlıyor.

OSMANLI DÖNEMİNİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Caminin mimarisi, Osmanlı’da merkezi kubbeli plan anlayışının gelişim sürecini gözler önüne seriyor. Geniş harim mekanı, kubbe ve yarım kubbelerle kademeli şekilde oluşturulan örtü sistemi sayesinde ferah bir iç hacim sunuyor. Avlu düzeni ve revakları ise klasik Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtıyor.
'YEDİ TEPEDEN BİRİNE KURULAN BÜYÜK BİR KÜLLİYE'
Kadir Pektaş, caminin tarihsel ve mimari özelliklerine ilişkin değerlendirmesinde, külliye olarak inşa edilen yapının zamanla bulunduğu semte adını verdiğini belirtti.
Pektaş, İstanbul’un tarihi yarımadasında “yedi tepe” olarak bilinen noktalardan birine kurulan külliyenin, birbirinden bağımsız yapılardan oluşan geniş bir kompleks olduğunu ifade etti.
Külliye içerisinde caminin yanı sıra medrese, imaret, hamam, kervansaray ve türbelerin bulunduğunu aktaran Pektaş, 1501–1505 yılları arasında inşa edilen caminin mimarı konusunda farklı görüşler bulunduğunu söyledi. Buna karşın yapının mimarının genel kabul gören görüşe göre Mimar Hayrettin olduğunu belirten Pektaş, Mimar Sinan’ın ise yaklaşık 50 yıl sonra Süleymaniye Camii’ni tasarlarken bu caminin plan anlayışını yeniden ele aldığını dile getirdi.

SULTAN II. BAYEZİD'İN TÜRBESİ DE BULUNUYOR
Külliyenin haziresinde “Bayezid-i Veli” olarak bilinen Sultan II. Bayezid’in türbesinin de yer aldığını anlatan Pektaş, şu ifadeleri kullandı: "Caminin hemen karşısında İstanbul Üniversitesinin giriş kapısı yer almaktadır. Ancak orası aslında o dönemde Osmanlı Sarayı'nın bulunduğu yerdir. Buraya bir süre sonra eski saray denilmiştir. Yeni saray, 'Topkapı Sarayı' olarak bildiğimiz yerdir.''