CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin açılan “mutlak butlan” davası siyasetin gündemindeki yerini korurken, AKP kulislerinde de sürecin olası sonuçlarına yönelik farklı değerlendirmeler yapılıyor.

Parti yönetiminin kamuoyu önünde “yargının vereceği karara saygı duyulmalı” çizgisini benimsediği belirtilirken, perde arkasında ise dava sürecinin siyasi etkilerine ilişkin iki farklı yaklaşımın öne çıktığı ifade ediliyor.

AKP içinde bir kesimin, CHP’de yaşanan kurultay tartışmalarının muhalefeti uzun süre kendi iç gündemine hapsedeceğini düşündüğü aktarılıyor.

Bu görüşü savunan isimlerin, “CHP artık kendi gündemini belirleyemiyor. Parti içi tartışmalar siyasetin önüne geçti” değerlendirmesinde bulunduğu belirtiliyor.

Aynı çevrelerin, dava sürecinin muhalefet bloğu içinde yeni gerilim alanları oluşturabileceğini dile getirdiği kaydediliyor.

Buna karşılık AKP içinde daha temkinli yaklaşan bir grubun da bulunduğu ifade ediliyor.

Bu kesimin, olası bir “mutlak butlan” kararının yalnızca CHP’yi değil, Türkiye’deki genel siyasi atmosferi de etkileyebileceğine dikkat çektiği belirtiliyor.

Özellikle yargı merkezli tartışmaların muhalefet tabanında “siyasi müdahale” algısını güçlendirebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

‘KONTROLLÜ DİL’ ÇABASI

Cumhuriyet'te yer alan habere göre Ankara kulislerinde, “Kararı mahkeme verir ancak siyasi sonuçları çok daha geniş olur”, “Bu süreç muhalefeti yeniden bir araya getirebilir” ve “CHP içindeki kriz yeni bir mağduriyet algısına dönüşebilir” yorumlarının da dile getirildiği aktarılıyor.

Sürecin uzaması halinde Türkiye’de siyaset-yargı ilişkisine dair tartışmaların hem iç hem dış kamuoyunda yeniden büyüyebileceği ifade ediliyor.

Bu nedenle AKP yönetiminin kamuoyu önündeki açıklamalarında daha kontrollü bir dil kullanmaya özen gösterdiği belirtiliyor.

Parti kurmaylarının doğrudan dava sürecine müdahil bir görüntü vermekten kaçındığı, açıklamalarda özellikle “yargının bağımsızlığı” vurgusunun öne çıkarıldığı ifade ediliyor.

Ancak siyasi kulislerde, CHP’deki dava sürecinin yalnızca ana muhalefeti değil, önümüzdeki dönemin genel siyasi dengelerini de etkileyebilecek başlıklardan biri olarak değerlendirildiği konuşuluyor.