Araştırma kapsamında, ABD’nin yedi farklı kentinde yaşayan yaklaşık 700 Katolik rahibenin 30 yıla yayılan tıbbi kayıtları analiz edildi. Katılımcıların büyük çoğunluğu benzer yaşam koşullarına sahipti: dengeli beslenme, güçlü sosyal bağlar, düzenli sağlık hizmetlerine erişim ve sigara ile alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak bir yaşam. Buna rağmen, rahibelerin yaklaşık yüzde 17’sinde yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde bunama gelişti.

KÜÇÜK KAFA ÇEVRESİ VE DÜŞÜK EĞİTİM RİSKİ KATLIYOR

Araştırma ekibi, birden fazla çalışmanın sonuçlarını karşılaştırarak dikkat çekici bir bulguya ulaştı. Hem daha düşük eğitim seviyesine sahip hem de kafa çevresi daha küçük olan rahibelerin, daha eğitimli ve daha büyük kafa çevresine sahip akranlarına kıyasla bunama geliştirme riskinin dört kat daha fazla olduğu belirlendi.

Demans tanısı alan katılımcıların, beynin hafıza merkezi olarak bilinen hipokampüs bölgesinin daha küçük olma ihtimalinin de yüksek olduğu saptandı.

"BİLİŞSEL REZERV" TEORİSİ ÖNE ÇIKIYOR

Uzmanlara göre, daha küçük kafa ve beyin yapısı, kişinin sahip olduğu beyin hücresi ve bağlantı sayısını azaltıyor. Yaşlanmayla birlikte beyin hücreleri hasar gördüğünde, daha büyük beyne sahip bireyler bu kaybı telafi edebilecek bir bilişsel rezerve sahip oluyor. Küçük beyinlerde ise bu tampon mekanizma daha sınırlı kalıyor.

Eğitim düzeyi de bu noktada kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, öğrenmenin beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirdiğini, zihinsel esnekliği artırdığını ve demansa karşı koruyucu bir etki sağladığını vurguluyor.

'RAHİBE ÇALIŞMASI'NDAN ÇARPICI VERİLER

Araştırma, 1991 yılında başlatılan ve literatürde "Rahibe Çalışması" (The Nun Study) olarak bilinen uzun soluklu projeye dayanıyor. Çalışmaya, yaşları 75 ile 102 arasında değişen ve ortalama yaşı 83 olan 678 rahibe katıldı. Tüm katılımcılar, hayatlarını kaybettikten sonra beyinlerinin bilimsel araştırmalar için incelenmesine izin verdi.

Rahibelerin tamamı aynı tarikata mensuptu ve benzer konut, gelir, beslenme ve sağlık hizmeti koşullarına sahipti. Ayrıca, bunama için önemli risk faktörleri arasında yer alan sigara ve alkolden uzak bir yaşam sürüyorlardı.

Araştırmacılar, beyin otopsilerinin yanı sıra rahibelerin gençlik yıllarında yazdıkları otobiyografileri, tıbbi ve diş kayıtlarını da inceledi. Katılımcılar her yıl düzenli olarak nörolojik muayenelerden ve hafıza, kelime hatırlama ile günlük yaşam becerilerini ölçen bilişsel testlerden geçirildi.

20 YIL SONRA CİDDİ BİLİŞSEL KAYIP

Çalışmanın başlangıcında yapılan testlerde, katılımcıların yüzde 17'sinde bunamanın habercisi olan hafif bilişsel bozukluk belirtileri tespit edildi. Yaklaşık 20 yıl sonra hayatta olan 334 rahibenin ise yüzde 39’unda ciddi bilişsel bozukluk geliştiği belirlendi.

Araştırmacılar, yalnızca küçük kafa çevresine ya da yalnızca düşük eğitim seviyesine sahip olmanın tek başına riski ciddi ölçüde artırmadığını; ancak iki faktörün birlikte bulunmasının demans ihtimalini belirgin şekilde yükselttiğini vurguladı.

RİSK ÇOCUKLUKTA ŞEKİLLENİYOR

Bilim insanlarına göre, kafa gelişiminin yaklaşık yüzde 90’ı altı yaşından önce tamamlanıyor. Beyin, bir yaşına gelindiğinde yetişkin boyutunun yaklaşık yüzde 75’ine ulaşıyor. Bu da bunama riskine karşı önlemlerin, belirtiler ortaya çıkmadan çok önce, çocukluk döneminde başlaması gerektiğine işaret ediyor.

Anne beslenmesi, hamilelikteki sağlık durumu, çevresel toksinlere maruz kalma ve erken çocukluk koşulları kafa büyüklüğünü etkileyebiliyor.

Araştırmacılar, elde edilen bulguların bilişsel sağlığın korunmasının yaşam boyu süren bir süreç olduğunu ve yalnızca ileri yaşlara odaklanmanın yeterli olmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.