2023 yılında dünya genelinde 18,5 milyon yeni kanser vakası ve 10,4 milyon ölüm kaydedildi. Bu ölümlerin üçte ikisinden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldi. Çalışmaya göre, kanser ölümlerinin yüzde 41,7’si değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor. Tütün ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, yüksek vücut kitle indeksi, hava kirliliği ve zararlı çevresel maruziyetler başlıca nedenler arasında.
Araştırmacılar, mevcut eğilimlerin devam etmesi hâlinde 2050’de dünya genelinde her yıl 30,5 milyon yeni tanı ve 18,6 milyon ölüm görülebileceğini belirtiyor. Bu artışta nüfus yaşlanması ve büyümesinin yanı sıra kentleşme, yaşam tarzı değişimleri ve kötüleşen hava kalitesi önemli rol oynuyor. Özellikle erken tarama, tanı ve tedavi hizmetlerinin yetersiz olduğu ülkelerde yükün katlanarak artacağı vurgulanıyor.
Uzmanlar, kanserle mücadelenin yalnızca bireysel davranışlara değil, aynı zamanda siyasi kararlarla şekillenen çevresel ve sosyal koşullara bağlı olduğunun altını çiziyor. Tütün kontrolü, hava kalitesi düzenlemeleri, obezite önleme programları, işyeri güvenliği ve yaygın tarama programları gibi politikaların küresel düzeyde acilen güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca kanser kayıt sistemlerinin iyileştirilmesi, patoloji laboratuvarlarının ve onkoloji hizmetlerinin genişletilmesi de hayati önem taşıyor.
Çalışmanın ortak yazarlarından, Limerick Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü’nden Vikram Niranjan, kanserin artık sadece yaşlı bireylerin değil, giderek daha genç nüfusun da karşı karşıya olduğu bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Genç yaşta konulan kanser tanılarının eğitim, iş, ilişkiler ve ekonomik güvenlik üzerinde yıkıcı etkileri olduğu ve kanserin bir toplum sağlığı sorununa dönüştüğü vurgulanıyor.
Niranjan’a göre gelecekteki tablo kesin değil; ancak bugünden atılacak adımlar sonucu tamamen değiştirebilir. “Önümüzdeki 25 yıl kritik. Gidişatı değiştirecek bilgiye sahibiz; şimdi ihtiyacımız olan tek şey bunu uygulayacak toplumsal irade,” diyor.