Günlük hayatın en pratik hijyen aracı olarak görülen ıslak mendiller, Hollanda’nın öncülüğünde Avrupa Birliği’nin radikal yasak listesine girmeye hazırlanıyor. Bakanlıktan tarafından yapılan açıklamaya göre, doğada çözünmeyen bu mendiller sadece çevre kirliliğine yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda ülke ekonomisine her yıl 22 ile 55 milyon euro arasında ek temizlik maliyeti yüklüyor.
ISLAK MENDİR KAĞIT BAZLI BİR ÜRÜN DEĞİL
Tüketicilerin büyük çoğunluğu ıslak mendilleri kağıt bazlı ürünler sanıyor ama gerçek oldukça farklı. Piyasada bulunan ıslak mendillerin ezici bir çoğunluğu polyester veya polipropilen gibi sentetik plastik liflerin birbirine geçirilmesiyle üretiliyor. Bu yapı, mendillerin suyla temas ettiğinde parçalanmasını imkansız kılıyor.
ŞEHİRLERDE ATIK DAĞLARI OLUŞTURUYOR
Tuvaletlere atılan ıslak mendiller, su sistemlerinde çözünmek yerine yağ ve diğer atıklarla birleşerek atık dağları adı verilen betonlaşmış kütleler oluşturuyor. Hollanda su yönetim birimleri, bu dev tıkanıklıkları açmak için harcanan milyonlarca euronun yanı sıra, kopan plastik parçacıkların mikroplastik olarak deniz ekosistemine karıştığı konusunda uyardı.
Avrupa'daki atık dağları sorunu Türkiye’nin büyükşehirlerinde de benzer bir maliyet yaratıyor. İSKİ ve benzeri su kanalizasyon idareleri, tuvaletlere atılan ıslak mendillerin pompaları tıkadığını ve arıtma tesislerine büyük zarar verdiğini sık sık vurguluyor. Türkiye’de de plastik içerikli mendillerin kullanımının azalması, belediyelerin altyapı maliyetlerini düşürecek kritik bir adım olarak görülüyor.
CİLT BARİYERİ DE TEHLİKE ALTINDA
Meselenin sadece çevresel değil, dermatolojik bir boyutu da bulunuyor. Uzmanlar, ıslak mendillerin raf ömrünü uzatmak için kullanılan kimyasal koruyucuların ve sentetik dokunun, cildin doğal pH dengesini bozduğunu vurguladı. Özellikle bebeklerde ve hassas ciltlerde bu kimyasal temas; egzama, kızarıklık ve uzun vadeli alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor.
MARKET RAFLARINDA YER ALMAYABİLİR
Bu düzenlemeler, üreticileri plastik liflerden vazgeçmeye ve tamamen biyolojik olarak parçalanabilen alternatiflere yönelmeye zorluyor. Avrupa Birliği’nin Tek Kullanımlık Plastik Direktifi (SUP) kapsamına alınması planlanan bu düzenleme, çok yakında market raflarında "plastiksiz" bir dönemin başlamasını sağlayacak.